25 Ekim 2006 Çarşamba

Ağlama

Öldüğüm gün tabutum yürüyünce
bende bu dünya derdi var sanma
Bana ağlama
"Yazık, yazık", Vah, vah" deme
Şeytanın tuzağına düşersen vah vahın sırası o zamandır.
"Yazık, yazık" asıl o zaman denir
Cenazemi gördüğün zaman "El Firak, El Firak" deme
benim buluşmam asıl o zamandır
Beni mezara koyunca "elveda" demeğe kalkışma,
Mezar cennet ehlinin perdesidir.
Canın hapisten kurtuluşudur.
Batmayı gördün ya, doğmayı da seyret,
Güneşle aya batmaktan ne ziyan gelir.
Sana batma görünür ama
Aslında o doğmadır, parlamadır.
Yere hangi tohum ekildi de yetişmedi?
Neden "insan" tohumu için,
"Yetişmeyecek", "Bitmeyecek" zannına kapılıyorsun?
Hangi kova suya salındı da dolu olarak çekilmedi?
Can Yusuf'un kuyuya düşünce niye ağlarsın?
Bu tarafta ağzını yumdun mu o tarafta açarsın

Hiç yorum yok: