30 Mayıs 2007 Çarşamba

gölge

Hint şehzadesine dadısı sabaha kadar Leyla ile Mecnun hikayesini anlatmış. Şehzade gözleri çakmak çakmak dinliyormuş, kafasını sürekli emme basma tulumba gibi de sallıyormuş. Hikaye bittiğinde dadı: "şehzadem anladınız mı?" demiş. "Baştan sona hepsini anladım, çok da sevdim, ama bir yeri kaçırdım: Leyla Mecnun'un nesi oluyor?" demiş. Olayların içinde yaşayıp da hala gözleri ile değil başka yerleri ile görmeye çalışanlar için iyi bir misal. Bu kıssayı anlatırken birden üniversite yıllarım aklıma geldi. 12 Eylül döneminin hemen sonrası Ankara. Paşamızın gölgesi her yerde. "Gandi" diye bir film çevrilmiş, Türkiye'de gösterimi yasak. Gerekçe, halkı isyana teşvik etmek. Yasak olana ilgi büyür ya aynen öyle. Ankara Film Festivali veya başka bir organizasyon vesilesiyle sadece birkaç gösterim için izin alabilmişler. Bilet bulmak ne mümkün. Kuyruklar, izdihamlar derken biletimiz oldu. İçerisi hınca hınç dolu. Film orjinal diliyle gösteriliyor. Ön tarafta bir yerde el feneri veya masa lambası ışığında bir kişi diyalogları gecikmeli bir şekilde o anda türkçe seslendiriyor. Gene de herkes büyük bir dikkatle seyretti. Etkileyici sahneler herkesi büyüledi. Çıkışta hala etkisindeyiz. Giriş gibi çıkış da izdiham. Koridorda yürürken iki arkadaş film hakkında konuşuyorlar. Kulak kabartıyorum: öbürünün söylediğini hatırlamıyorum ama beriki öyle bir laf etti ki hala tebesümle anıyorum: "film galiba Hindistan'da geçmiş."

Şaşırılacak durumlar gibi gelse de aslında herşey normaldir. Çünkü insana dair olan herşey "insani" dir. İnsani olanda ise noksanlık olması mukadderdir. Burası "gölgeler" alemidir. Asıllar öbür tarafta. Mükemmellik aramak beyhudedir. Vesselam...

Hiç yorum yok: