25 Mayıs 2007 Cuma

Zekai

Çocukluk günlerimde aldığım değişik bir tad vardı. Hala kokusu ve tadı bilinçaltımdan arada bir depreşiyor. Köy ortamında, yetişkinlerin tamamına yakınının okuryazarlığının olmadığı bir zamanda yaşananlardan bahsediyorum. Üzüntülerin ve sevinçlerin abartıldığı bir dönem. Annemin bir "Yoonüs" kitabı vardı. Arapça harflerle yazılan Yunus Emre ilahi kitapçığı yani. Sarı hamur kağıda basılmış, okuna okuna yıpranmış, bazı sayfaları kopmuş, kopan sayfaları yapıştırmaya bant olmadığı için bildiğimiz hamurla yapıştırılmış bir mecmua. Onu arada bir alır kendine has edası ile okurdu. Dinleyenler ağlardı. ("Şol cennetin ırmakları"na bile) Çünkü öyle bir makamda söylerdi ki ağlamak "mecbur" du. Köy imamları hayatın merkezindeydi. Rahmetli kayınpeder ise en merkezdeydi. Şükrü dedenin çocukları, torunları, onların çocukları, velhasıl herkes Mustafa hocaya saygıda kusur etmezdi. Pazarcıklılar "hocaemmi", Alicikliler "hocaefendi" derledi. Onun sohbetleri feyz verirdi. Onun okuduğu ilahilerden birini buldum. Okuduğu ilahilerde sondaki mahlas kısmını kendi mahlası olan "Zekai" ile değiştirirdi. Vesselam...

HİKMET-İ HUDA'YA AKIL ERMİYOR

Kainata baktım düşündün durdum
Hikmeti hüdaya akıl ermiyor
Nizamı alemi ne güzel gördüm
Hikmet-i Huda'ya akıl ermiyor

İnsan doğar doğmaz hayat başlıyor
Kimi sevap kimi günah işliyor
Baykuş neden viranede kışlıyor
Hikmet-i Huda'ya akıl ermiyor

Sabah doğan güneş akşam batıyor
Kimi kalkar yürür kimi yatıyor
Şöyle böyle derken ömür geçiyor
Hikmet-i Huda'ya akıl ermiyor

Güzün solan çiçek yazın açıyor
Devir dayim ile ömür geçiyor
Yılan sürünüyor kuşlar uçuyor
Hikmet-i Huda'ya akıl ermiyor

Çağlayan suların hızlı akışı
Tabiatın süslü güzel nakışı
Lalenin her zaman boyun büküşü
Hikmet-i Huda'ya akıl ermiyor

Aşıksın MURAT buradan ileri gidilmez
Bu bir sırdır başkasına denilmez
Akıl mantık durur ispat edilmez
Hikmet-i Huda'ya akıl ermiyor

1 yorum:

Halit Ocak dedi ki...

Çok güzel bir ilahi teşekkürler çocukluğuma gittim