13 Ağustos 2007 Pazartesi

kar

Nuri Bilge Ceylan'ın "İklimler" filmini izledim az önce DVD'den. Etkilendim. Biraz biraz kendimi buldum oralarda. Uzun uzun devam eden sahneler filmde biraz sıkıcı olabilir ama hayat zaten böyle değil midir? Arada kalan bölümlerde insanın vücut dilinin, jest ve mimiklerinin konuştuğu anlar ilginç geliyor bana. Yoksa normalde filmde oyuncular arabaya biniyor, ikinci sahnede inerken görüyoruz. Yolda neler oldu, konuşmamışlarsa bile bakışları, duruşları ve yüz ifadeleri önemli değil midir? Kısacası ben filmin hayata daha yakın olanını daha çok seviyorum. Birtakım kurgu efektleri ile hayatın temposunu kesip kuşa çeviren filmleri sevmiyorum. Hele bir de gizemli sahneler ve bulmaca gibi kimin kim olduğu belli olmayan filmlerden hiç hoşlanmıyorum. İstisnası var tabi ki: Kod Adı Kılıç Balığı ve Şeytanın Avukatı gibi.

İklimler'deki kış sahneleri aldı beni çocukluğuma götürdü. Düşündüm de belki 25 yıldır şöyle doya doya bir kış yaşadığımı hatırlamıyorum. Bu şehirde kışın da tadı yok. Evet kar yağıyor, hayat duruyor, trafik kilitleniyor ama öyle tabiatın bağrına lapa lapa yağan kar sağanağı yok buralarda. Filmde öyle güzel kar sahneleri vardı ki mest oldum. Hele kameranın kar yağışı altında gökyüzüne çevrilerek uçağı çekme sahnesi var ki bayıldım. Çocukken ben de bakardım gökyüzüne kar yağarken. Kar taneleri adeta birer çizgiye dönüşür, göğün derinliğine doğru küçülen bir girdap oluşurdu. "Beyaz delik" diyebiliriz buna. Kar lapaları tek tek gelir üstünüze konar bir kuş gibi. Korkutmaz bu beyaz cüceler sizi. İri iri pamuk parçaları gibi sarıp sarmalar giysilerinizi, bir anda elbisenizin kıvrım yerlerinde bembeyaz bir leke oluştururlar. Dağlar taşlar, ağaçlar, evler her yer bembeyaz oluverir. Şimdikiler bu güzelliği de beğenmiyor. Geçen kış yeni bir terim buldular: "beyaz felaket"(!) Eskiden Yapı Kredi Bankasının bir reklamında "anlayış farklıı, felsefe farklııı" diye bir replik vardı. Aynen öyle. Ne tarafından baktığınıza bağlı olarak eşyanın yüzü değişik olabiliyor.

Ne yapsam bu kış karın en yoğun olduğu bir kasabada 1 hafta mı geçirsem acaba? Çocukluğumun karları yine yağar mı? Denemeye değer. Vesselam...

Hiç yorum yok: