13 Eylül 2007 Perşembe

selam

Bugün mübarek Ramazan'ın birinci günü. Bereketli bir gecenden sonra erkenden deniz otobüsündeyim. Göz ucuyla yan koltuktakinin gazetesini dikizliyorum. Hürriyet'te bir başlık: "El sıkışınca kırgınlık geçmez." Kim demiş bunu? Devlet Bahçeli. Allah, Allah bu işte var bir bit yeniği. İşe gelince haberin tamamını okuyorum. Detayda böyle bir laf yok. Tam tersi yapıcı bir üslup göze çarpıyor. Yuh mu desem acaba, ne desem? Bari mübarek Ramazan'ın ilk gününde moralimizi bozmayın. İnsanlar birbiriyle kavgalı olunca sizin elinize ne geçecek? Yoksa güvendiğiniz dağlara kar yağdı da, onun hayal kırıklığı içinde misiniz?

Bunların planları vardı sayın seyirciler. Seçim kararı alınınca kendi çıkarlarına göre bir meclis aritmetiği çıkması için plan yaptılar. CHP'nin yanına MHP'nin de meclise girmesi gerekiyordu. Babadan dededen "solcu" insanlar birdenbire MHP sempatizanı oluverdi. Ailedeki oylar bölüştürüldü: ikisi CHP'ye, biri MHP'ye. Hıncal Uluç seçim öncesi bir yazı döşendi ki sormayın, küçük dilimi yutacaktım az kalsın. Yazının sonunda oyunun rengini belli ederek MHP'yi işaret etmeyi bırakın oyunu üç hilalin altına basacağını açıklıyordu. Seçim oldu, MHP meclise girdi ama onların istediği gibi davranmamaya başladı ilk günden itibaren. Cumhurbaşkanlığı seçiminde meclise girince acayip şaşırdılar. "Oyum haram olsun" diyen diyene. Ülke kaosa da gidecekmiş umurlarında mı? Yeter ki işgal ettikleri konumlarını koruyabilsinler. Bunlar, içinde yaşadıkları milleti tanımıyorlar. MHP'nin milletimizin has damarlarından bir akım olduğunun farkında değiller. Devlet Bey, devlet adamına yaraşır tutum sergiledi. En son Ertuğrul Gazi'yi anma şenliğine gidip başbakanla beraber yürüyüp elini sıktı ya dükalık kudurdu adeta. Nasıl olur? Bunların sürekli kavga etmeleri gerekiyor. Son bir umut böyle çarpıtmalarla acaba birşeyler çıkarabilirmiyiz diye düşünüyorlar demek ki: "El sıkışınca kırgınlık geçmez"miş.

Yaa öyle mi? nerden biliyorsunuz siz psikolog musunuz? İki insanın elleri ile temasa geçip iyi niyetle birbirinin gözüne bakıp selamlaşması ile kırgınlık geçmezse ne geçer onu söyleyin? Mesela sizin kuyruk acınız geçer mi? Meclisten kininiz geçer mi? Kaç oy gerekiyor geçmesi için? Mesela 368 yeter mi? Betonlaşmış bedenleriniz duvara toslar ama ruh herşeyi deler geçer. Geçiniz bunları, gelgeç akıllı biraderlerimiz. Bizim kardeşlik ülkemize gelin. Orada, gönül geçer, "alçak" olanı makbuldür. Geçiniz kapımızdan içeri, geçiniz baş köşesine gönüllerimizin. Bir şartla: heva ve heveslerinizden geçiniz. Geçtik biz, geçmişte olanlardan. Unuttuk söyeldiklerinizi, hakaretlerinizi. Korkmayın paracıklarınıza dokunan olmaz bizde sevgi geçer. Düsturumuz : "selam der geçeriz" vesselam...

Hiç yorum yok: