18 Ekim 2007 Perşembe

ankara

Dün ve ondan önceki gün Ankara'daydım. İlginç bir şehir, her gittiğimde farklılıklar görüyorum. Değişiyor ama kendi karakterine uygun oluyor bu değişiklik. Yüksek yüksek binalar, altgeçitler, üst geçitler, yollar ve yollar. Resmi yönü hiç değişmiyor tüm bu yapıların ilave olmasıyla. Meclise gittim, orası represmî. Üniversiteye yeni başladığımda bir kere gitmiştim ziyaretçi olarak, bir de şimdi gittim. Arada görevli olarak bir gitmişliğim daha var ama o zaman neye uğradığımızı bilmez durumdaydık. Rahmetlik Özal'ın cenaze töreninin yayınında görevliydim, anamdan emdiğim süt burnumdan gelmişti. Uzun hikaye, oraya girmeyelim. Şimdi dikkatimi çeken konu şu oldu: Bir kişinin milletvekili adayı olmasından seçim kampanyasına oradan seçim heyecanına ve nihayet seçilmesine kadar olan süreci biraz yakından gördükten sonra dün gelinen son noktaya girdim; Milletvekili odası. Belki 4 metrekarelik bir odacık. İlave iki sandalye zor sığdı. Ya bu vekillik o kadar önemli değil, ya da bu işte bir tersilik var. Kesinlikle bir problem var. Her işimizde olduğu gibi burada da ifrat/tefrit devreye girmiş. Koooskoca meclis arazisinde meclisin asli unsuru olan vekilleri o daracık yere tıkarak ne amaçlanıyor acaba? Büyüklerimiz daha iyi bilir deyip işin içinden çıkmak en kestirme yol herhalde. Vesselam...

2 yorum:

Fatih Yıldız dedi ki...

ne yaptığını bloglardan takip ediyorum reis ya :)) görüşemiyoruz. teknolojik aile demek böyle oluyo demekki .:))

az önce gönderdim gittimi emin olamadım ama yine göndereyim dedim..

Yol ve Yolcu dedi ki...

Fatih'e not;

Takip edilmek güzel şey doğrusu. Bu bir Yol hikayesi evlat. Herkes aynı yolda ama hikayeler farklı. Yoldaki işaretlere dikkat etmek gerekiyor. U dönüşü veya geri vitesi yok çünkü. Hayırlı yolculuklar...