12 Kasım 2007 Pazartesi

yol

Eskiden beri İstanbul'da yaşayanlar anılarını anlatırken denizi karşıya geçmenin eziyetinden bahsederler: O zamanlar köprü yokmuş, arabalı vapur kuyrukları uzadıkça uzarmış ve saatlerce bekledikten sonra sıra gelirmiş. 4-5 saat süren çileli geçişleri bizler sanki hiç yaşanmamış gibi, bir hikaye gibi dinliyoruz. Şimdi öyle mi? iki tane köprümüz var deniz üzerinde. Toplam 14 şerit vızır vızır akıyor. Trafik olsa da fazla sürmez diye düşünebilirsiniz. Ama kazın ayağı hiç de öyle değil. Lodos esiyor 2 gündür, deniz otobüsleri ve vapurlar çalışmadı. Sabah arabamla gelmek durumunda kaldım. Saat 8:30 da çıktım evden, tamı tamına 11:30 da işteydim. Çilenin katmerlisi. Vapur kuyruğunda hiç değilse sabit bir yerde beklenirmiş. Trafikte öyle mi? Kozyatağı'ndan Fatih köprüsüne kadar ikinci vitese aldığımı hatırlamıyorum. Dur kalk, dur kalk, debriyaj,gaz,fren... Aman Allah'ım tam bir kabus. Bir de bu gelişin gidişi var. Kara kara düşünmekteyim. İnsan kendisini yolda hapsolunmuş gibi hissediyor. Aracı bırakıp yürümek istiyor insan ama mal canın yongası nede olsa...

Hiç yorum yok: