8 Ocak 2008 Salı

burak


Yüzü avuç içi kadar. Hafif yan yatırılmış, gözleri çoğunlukla kapalı, açtığında koyu gözbebekleri ile etrafı süzüyor. Bizi duyuyor mu acaba? Fırından yeni çıkmış ekmek gibi, gökyüzünden süzülen yağmur gibi taptaze. Bende hayrete bulanmış sevinç, sevgi, saygı, ürperti, şefkat gibi duygular uyandırıyor yüzüne baktıkça. Tenine dokunmaya korkuyorum. Savunmasız bir beden.

Ötelerden haber getirdiği kesin ama bizdeki frekanslar karıştığı için sinyal alamıyoruz. Duadaki "Sübhanallah" durağında çakılıp kaldım. Bu muhteşem tablo karşısında aklım iflas ediyor, dilim tutuluyor. Gün be gün büyüyecek. Dal budak salacak, nefes sayısı kadar yaşayacak. Er-Rezzâk (CC)'ın kendisi için yeryüzüne serpiştirdiği rızıkları toplayacak birer birer bu sürede.

Delikanlı olacak, benim dokunmaya bile kıyamadığım yüzünden kıllar çıkacak, incecik sesi kalınlaşacak. Bana "amca" diyecek.

Hepsine birden "İnşallah" diyelim de yanlışa düşmeyelim.

Yaa işte böyle, bu dünya böyle, hayal ettiğini oldu bil.

Vesselam...

1 yorum:

Adsız dedi ki...
Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.