16 Ocak 2008 Çarşamba

hacı

Duydum ki Hacı Derviş ölmüş. Kurtulmuş desek daha isabetli olacak. Acaba adı neydi? "hacı" da "derviş" de sıfat çünkü. Bu adamın adı bile mi yaşamayacak artık bu dünyada. Babasının tek evladı idi. Çocuğu olmadı Fadik halamdan. Birlikte yaşadılar ve yaşlandılar yoksullukları ile. Şimdi o kurtulmuş, halam "ben nereye gideceğim" diye ağlayarak boş boş bakıyormuş etrafa. İnsan garip geldi mi bu dünyaya, gariplik ölene kadar onun yakasını bırakmazmış meğer. Uzakta olmanın hüznü de eklenince, kolumu kaldıracak mecalim kalmadı. Orada olsaydım doya doya ağlardım kimseye aldırmadan. En baştan kendime, yakınlarıma ve zavallı köyüme ağlardım.
*
İnsanların yüzlerini göremiyorum
Boğazım düğüm-düğüm çözemiyorum
İstesen de yanına gelemiyorum
Tutsam şu karanlığı
Tutsam da yırtsam
Ah elim tutuşmasa, elini tutsam
Susmasan konuşsan sesini duysam
Tutsam güzel yüzünü bağrıma bassam.
*
Ağıtın dili hep aynıdır. Ülkeler, kültürler, politikalar değişebilir ama ağıtların değişmeyen dilini herkes tanır, herkes bilir. İnsanlar gölgeleşir, hayat çekilen bir deniz gibi çeri çöpü bırakır geriye, sadece acıyı duyar acıyı yaşarsın. (MNB)

Hiç yorum yok: