29 Ocak 2008 Salı

kar

Baktım, baka-kaldım. Şaşırmak da ne kelime? Hayal kırıklığı bu olsa gerek. Oysa ne kadar şirin hayali vardı. Ulaştığımda dünyalar benim olacaktı. Üleşmekten sakındığım ganimetim bu mu? Aldandım yine, her seferinde farklı surette görünmeyi nasıl beceriyor? Faydalanmak diye bir durum oluşacaksa bile o benden faydalanıyor. Bu yanılgıyı bertaraf etmenin bir yolu yok mu? Yollar hep hüsrana mı çıkacak? Hadi diyelim ki bunu da bir kenara koyduk, bir bakıyoruz ki biraz sonra tekrar önünüze serap olarak çıkıyor. Zili çalanın o olmadığını nasıl anlayacağız? Kapıyı hiç açmamak olur mu? Hariçten gazel okumak kolay hocam içeri gir anlarsın. Burası acayip bir mekan. Kayan yazılar çok hızlı geçiyor. Ya da bizim gözümüz alışık değil. Hızlı okuma kursu vardı ama o fırsatı da kaçırdık. Ağlamak da kâr etmiyor. Kışın nazlanarak gelmesi bir işaret mi? Kar yağmak için baharın gelmesini, çiçeklerin açmasını mı bekliyor. Vesselam...

Hiç yorum yok: