4 Ocak 2008 Cuma

yolcu-lar

Bir dervişten duymuştum. Ona da şeyhi anlatmış. Olay bundan yaklaşık 50 sene evvel Istanbul'da yaşanmış: Dünyayı dolaşarak tebliğ yapan dervişlerden biri misafiri olmuş o zamanlar. Birlikte Istanbul'un tarihi yerlerini ve camileri ziyaret etmişler. Yolları Eminönü civarına düşer de Mahmutpaşa'ya uğramadan olur mu? Çarşı pazar dolaşırken misafirimiz her gördüğü şeyi hediye olarak satın almasını istiyormuş. "Aaa ne güzel elbise, kardeş bunu bana alır mısın?" diyor, bizimki de ne yapsın alıyormuş. Elbise, kap, kacak, kitap vs ne gözüne hoş gelen ne varsa istiyormuş. "Bu bir imtihan, almazsam kaybedebilirim" demiş içinden. Vapurla karşıya geçecek kadar para kalıncaya kadar devam etmiş bu alışveriş. "İnşallah artık birşey istemez" diye düşünürken adam gene hayretle bir tezgaha yönelmiş. "Var bunda da bir hikmet" diye mırıldanarak son kuruşunu da harcamış zavallı. Sahile gelip dinlenmek için oturmuşlar bir kenara. Haliyle bu oturuş biraz uzadıkça uzamış. Misafir dayanamayıp "kardeş, neyi bekliyoruz." demiş. Bizimki biraz mahçup "efendim" demiş, "malum ev karşıda, vapurla geçiliyor, bilet almamız için para lazım, bütün paramı biraz önce alışverişte harcadık. Keramet buyurup deniz üzerinden yürürseniz arkanızdan gelirim. Aksi takdirde burda kaldık" demiş. Misafir sakinliğini hiç bozmamış. Elini abasının iç cebine götürmüş, avuç dolusu altın çıkarıp "bu kadar yeter mi?" diye sormuş. (Bana anlatanın dediğine göre o para bir eve alacak kadar çokmuş.) Kısa bir düşünce molasında bunun da imtihanın ikinci aşaması olduğunu düşünmüş bizimki ve hiç tereddüt etmeden avucundakileri denize atmış. Tekrar beklemeye başlamışlar sükut ile. Ta ki bir taksicinin "abiler" diye seslenmesine kadar. "Buyurun sizi gideceğiniz yere götüreyim" "Paramız yok" demiş bizimkisi. "Para istemem" demiş taksici, "bugün işim rast gittiği için ilk karşılaşacağımı bedava taşıyacağım diye niyet etmiştim, siz ilk karşılaştığım yolcularsınız" demiş. Vesselam...

Hiç yorum yok: