10 Şubat 2008 Pazar

şerh

Bir yılı aşkın yazıyorum buraya. Bir bakıyım dedim geçen şubatta ne yazmışım diye. Ne yazık ki şubatı es geçmişim. Kısa olduğundan dolayı mı acaba? Bugün ayın 10'u oldu, sadece 1 yazı var. Gelecekte yazıları tahlil ederken kuşkusuz durum daha iyi anlaşılacaktır. Aslına bakarsanız yazmamak da bir tür yazmaktır. İnsanın iç alemi halden hale giriyor. Bugün yan tarafa bir şiir ekledim. Orada gönülün hallerini çok güzel tasvir etmiş Yunus:
"bir dem gelir söyleyemez/bir sözü şerh eyleyemez"

Peki biz bugüne dair söylersek ne diyeceğiz? Kaç gündür türbanla yatıp türbanla kalktık. En sonunda zaten yakında tamamı değişecek Anayasada 2 madde değiştirildi. Bundan sonra ne olacağını kimse tahmin edemiyor. Üniversitelerin yöneticilerinin tutumu dün de belirleyici idi, bugün de belirleyicidir bana göre. Bu adamların amacı üzüm yemek değil ki sorun çözülsün. İşin aslına doğru seyahate çıktığınızda göreceksiniz ki türban mürban değil bunların karşı çıktığı şey. Malum çevreler aslında dine karşı bir düşmanlık içerisindeler. Yıllar önce arkadaş sohbetlerinde düşük perdeden dillendirdikleri görüşleri bugün daha da netleşti. Onlara göre Türk'lerin tarihte yaptığı en büyük hata İslam dinini kabul etmeleri imiş. Başımıza ne gelmişse bu din yüzünden gelmiş. Ne yapıp edip bu bela(!)dan bir an önce kurtulmalıymışız. Olay bundan ibaret. Çözüm adına ne yaparsak yapalım bu çevreleri tatmin edemeyeceğimizi bilmemiz lazım. Azınlığın da azınlığı bir durumdalar. Tek avantajları medyada etkin olmaları. Bir miting düzenlediler dün. 200 bin kişi katıldı diye salladılar. Bugün öğreniyoruz ki 20 bin hatta 10 binde kalmış katılım. Bu kadar büyük yalan olur mu? Oluyor işte. En iyisi bunları muhatap almamakmış vesselam...

Hiç yorum yok: