19 Şubat 2008 Salı

kosova

Dünya tarihinde kimbilir kaç devlet kurulmuş, kaç devlet yıkılmıştır. Tıpkı yıldızların beyaz cüceden kara deliğe olan serüveni gibi devletler de doğuyor ve ölüyor. Lafı Kosova'ya getireceğim: Kosova denince aklıma Murat Hüdavendigar'ın şehit düştüğü meydan muharebesi geliyor. Şimdi o topraklarda bir devlet kurdular. Kuşkusuz Kosovalıların üstün gayretlerini göz ardı edemeyiz ama batılı devletler olmasaydı tüm Kosovalılar bu uğurda can verseler bile bu devlet kurulamazdı diye düşünüyorum. Soru da tam bu noktada beynimi kemirmeye başlıyor: Neden? Bir prova mı bu adım? Kosova toprakları deneme tahtası mı oldu? İlk tanıyan ülke Amerika. Sonra suç ortakları ve Türkiye. Hatta tanıma mektubunu elden ilk veren ülke bizmişiz. Halkının önemli bir kısmı müslüman olan yeni bir ülkenin doğmasıne seviniyoruz. Kosovalılar için dua ediyoruz. Onların yanındayız ama bir bit yeniği, bir kekrelik, bir tuhaflık hissi yüreğimize saplanıp kalıyor. Tarifsiz bir burukluk. Avrupalılar neden böyle bir adımı attılar? Haçlı zihniyetinin torunları hidayete ermediğine göre var bunda bir terslik ama bilemiyoruz. Bizim ülkemizin gelecekte bu adımdan olumsuz etkileneceğini hissediyorum. Sonra da kendi kendime kızıyorum böyle düşündüğüm için. Son tahlilde sahili selamete sığınmak için "vaki olanda hayr vardır" diyoruz. Gök kubbenin altında yaşayanların planları bir yana, şaşmaz planın, takdirin önüne hiçbir gücün geçemeyeceğini düşünüp normale dönüyoruz. Vesselam...

Hiç yorum yok: