14 Mart 2008 Cuma

kar

"Adam boyu kar bir gecede kalktı" diyor. Kalkmak denmez baba ona, toprak suya hasretti, ilk fırsatta karı hüp diye "somurmuş" o kadar. Yoksa 'nerde eski karlar' diye söze başlar, sonu gelmez bir muhabbete dalarız. Aslında herşey eskisi gibi de, zaman o zaman değil. Zamanımızı çaldılar babacığım, ne olduysa ondan sonra oldu. Konuşmalarımız, oturmalarımız, kalkmalarımız, yürümelerimiz, herşeyimiz bu kısıtlanmış zamana ayarlandı. Tam muhabbetin can alıcı noktasında "abi kontürüm bitiyo" olayı. Ya da "Benim çıkmam lazım, trafiğe yakalanırım yoksa" Trafik ne ki dedeme göre? Dilim dilim dileceksin zamanı, sonra en küçük dilimin içine hapsedeceksin kalbini. Sevgi sözcüklerinden tasarruf edilir mi babam? Bari her duyguyu bir rakama bağlayalım, "seni seviyorum" demek için 3 mü desek, 5 mi desek? "Karadır kaşların ferman yazdırır" de bakalım rakamlarla! Geçiniz efendi geçiniz, kendimizi kandırmayalım. Ellerimizle ettik ne ettikse. Çıkışı yok bu yolun. Dönmekten mi bahsettiniz? Hatırlayan var mı geçtiğimiz dolambaçları?
En iyisi kar yine yolları kapatsın, kalkmak nedir bilmesin, altı ay kış olsun, toprak suya doysun iyicene. Bahara hasret kalsın herşey ve herkes. Mart kapıdan baktırsın, kazma kürek yaktırsın. Aprıl beşinde yine kar yağsın. Yirmiüçnisan törenleri ertelensin varsın. Çiğdem çiçekler karı yarsın çıksın, "sarı siyah" diyenlere "sarı beyaz" diye karşılık versin. Karları eritme şerefine nisan yağmurları nail olsun. Bereketi tetiklesinler birlikte. Sabırsızlanan hayat fışkırsın derinliklerden. Vesselam...

Hiç yorum yok: