10 Mart 2008 Pazartesi

öp3

Bugünkü konu biraz daha hassas. Kimseyi üzmek, haddimi aşmak istemiyorum. Efendim, Zaman gazetesinde bir tercüme yazı yayınlandı geçen Cumartesi. Başlık: "Gülen, dünyanın gönlünü fethediyor" Dikkatle okudum. Dünyaca ünlü The Economist dergisinde yayınlanan yazının tercümesini. Huzursuz oldum. Neden? Bilmiyorum. Enişte sendromu mu dersiniz, basiret mi, feraset mi dersiniz ama içim burkuldu. Bir ingiliz haber dergisi bu kadar geniş bir şeklilde övücü yazıyı niye kaleme alır ki? Sorunun cevabını yazının içinde (hem de Zaman gazetesinde) bulmak için biraz derin düşünmek yetiyor. Zaten aynı yazı başka gazetelerde de alıntılanmıştı, biraz farklı olarak. Kötü niyetlilerin tercümesinde F.Gülen'e "peygamber" benzetmesi yapılmış. Biz onları geçelim de Zaman'daki yazıdan alıntılarla ne demek istediğimizi anlatmaya çalışalım. Tabi ki bu okumalarımızda birinci ve ikinci "öp" yazımızdaki olayları göz önünde bulundurmalıyız. Benim teorim bu. Elin adamı bizim kara kaşımıza kara gözümüze hayran olmadığını, maksadın başka olduğunu sayısız tekrarladığı için iyi niyetli bakamıyorum bu tür methiyelere.
..........
Halen Pensilvanya'da yaşayan âlim ve ârif bir zât olan ve bu ağın merkezindeki isim Fethullah Gülen, şu an itibarıyla dünyanın en önemli Müslüman liderlerinden biri konumundadır ve sadece memleketi Türkiye'de değil, Orta Asya, Çin-Hindi, Endonezya ve Afrika gibi sessiz sedasız varılmış nice sair mekânda da bu ehemmiyeti haizdir.
..........
Sayın Gülen, bilim, dinler arası diyalog ve çok-partili demokrasiye olan aşikâr inancıyla da birçok gayrimüslim çevreden övgüler almıştır. Kendisi, dinleyenlerinin gönlündeki bam telini çalan ve gözyaşlarıyla sulanmış olan vaazlar veren son derece duygusal bir vaiz olmasına karşın başında bulunduğu hareket, içinde bulunduğu şartlara fevkalade riayet etme irfanına sahiptir ve küresel bir şirket gibi profesyonel hareket etmektedir. Gülen Hareketi'ne gönül verenlerin küresel bir güç olarak en faal bulundukları alan ise eğitim. Doksan ülkede 500'den fazla eğitim kurumu kurduklarını söylüyorlar. Geçen senenin ekim ayında Londra'da düzenledikleri konferansın ev sahipliğini dört İngiliz üniversitesiyle Lordlar Kamarası üstlendi.
.............
Bir Türk gözlemci şöyle diyor: "İyi İngilizce ve Türkçe konuşan gayet kibar bir Orta Asyalı gence rastlarsanız, o çocuğun bir Gülen okulunda eğitim görmüş olduğundan emin olabilirsiniz."
...........
İhvân-ı Müslimîn veya benzer bir konuma terfi için gayret gösteren diğer kurumlarla mukayese edildiğinde Gülen Hareketi işlerin bu dış boyutunda ve Batılı görüşe göre ziyadesiyle yumuşak huylu ve müşfîk. Mısır merkezli hareket her ne kadar insanların laik demokrasiden sonuna kadar istifade etmelerini söylese de en ideal idare biçiminin İslâmî olan olduğu konusunda ısrardan geri durmuyor. Diğer yandan Gülen Hareketi'nin müntesipleri demokrasiyi kucaklamalarının taktiksel olmadığını ve bunu cân-u gönülden yaptıklarını ifade ediyorlar.
.......
Gülen Hareketi'nin bir gönüllüsü şöyle hayıflanıyor: "Batılı gizli servislerin bizi daima mercek altında tuttuğunu çok iyi biliyoruz." Bu yadsınamaz bir gerçek. Lakin diğer bir gerçek ise bu gizli servislerin hiçbir tanesinin hareketin radikallerle arasında gizli bir bağ tespit edememiş olması.
......
Bu alıntılar Zaman gazetesinden. 6 Mart 2008 tarihli The Economist'teki yazının çevirisi. Kimse yanlış anlamasın. F. Gülen'in Türkiye'ye dönmesinin önünde herhangi bir engel kalmadığı şu günlerde biz de olaya bir de bu açıdan bakalım istedik. Herşeye Kâdir olan Allah'tır.

Vesselam...

Hiç yorum yok: