9 Nisan 2008 Çarşamba

ab

Avrupa Birliği denen yerden iki önemli(?) kişi yarın Türkiye'ye geliyormuş. Şimdiden telaşı almış bizimkileri. Mecliste konuşma yapacakmış Portekizli başkan. Ne söyleyecek acaba? Gerçek niyetlerini açıklasın sıkıysa. İstemiyorum kardeşim ben AB yi. Ben kim miyim? Ben bu toprakları temsil ediyorum. Cüssemi küçük görebilirsiniz ama buzdağı gibiyim, ulu çınar gibiyim köklerim derinlerde. Bu, Avrupalıların kimbilir kaçıncı haçlı seferi. Kapıdan püskürtüyorsun bacadan girip bizi buradan çıkarmak istiyorlar. Ya da Kimliğimizi ve kişiliğimizi yokedip parya haline getirmek istiyorlar. Bazıları şaşıracak ama bunlar benim samimi görüşlerimdir. İstedikleri kıvama gelmediğimiz sürece bunlar bizi AB ye almayacaklar, kimse heveslenmesin. Bu Millet de hiçbir zaman onların istediği gibi olmayacak inşallah. Hatta planları ters tepecek, Avrupa Müslümanları vasıtasıyla yaşlı kıta son zamanında İslam'ın barış ve esenlik ikliminden nasibini alacak. Bakmayın siz anketlere, aslında Türk Milletinin ekserisi de bunları istemiyor. Avrupalının bilinçaltında eskiden beri İslam ve Muhammed(SAV) düşmanlığı vardı. Şimdi her gün yenileri su yüzüne çıkıyor. Danimarka'da, Hollanda'da, Almanya'da ve tüm Avrupa'da artık açık açık kinlerini kusuyorlar. Bunlarla beni aynı çatı altına sokmaya çalışanlara hakkımı helal etmem. Dinime, Peygamberime küfredecekler ben de fikir özgürlüğü diye sineye çekeceğim öyle mi? Ölürüm daha iyi. Söz Akif Emre'de:

Hollanda mahkemesi dün aldığı bir kararla, İslamı faşizmle kıyaslayan, Hz. Peygambere "barbar" yaftası yakıştıran Hollandalı politikacının bu yolla dine hakaret etmediği hükmüne vardı. Mahkeme bu yolla politikacının ifade özgürlüğünü kullandığına hükmetmiş oldu.
İslam söz konusu olduğunda "ifade özgürlüğü"nün çok cömertçe esnetilmesinin Hollanda mahkemesine özgü bir durum olmadığını söylemek aceleci bir hüküm olmasa gerek.
...
Seküler Batının dine karşı tutumu ne düzeyde olursa olsun söz konusu İslam olunca tarihsel, dini ve kültürel bağlamda en azından şimdiye kadar var olan 'özel ilişkisi'ni göz ardı ederek nötr yorumlar yapamayız.
....
Hristiyan Avrupa ile buna karşı verilen mücadele sonunda elde edilen seküler Avrupa geniş anlamda Batı medeniyetinin İslam karşısındaki duruşlarında temel bir farklılık yok. "Hristiyan yurdu Avrupa"nın düşmanı "dinsiz Müslümanlar"la, medeniyet düşmanı "barbar" ya da daha güncel ifade ile demokrasi-özgürlük düşmanı terörist İslam (dünyası) tanımı aynı kimliği inşa etmeye yönelik bir ötekileştirmeye işaret eder.
Burada hemen akla gelen aynı ifade özgürlüğü benzer biçimde diğer dinlere karşı da esnetilebilir mi sorusudur. Bu sorunun daha doğru ifadesi; neden İslam söz konusu olduğunda bu denli saldırganlaşıyorlar? Budist olmasalar bile başka dinler söz konusu olduğunda neden daha "sevecen" yaklaşıyorlar? Çünkü İslam sadece Hristiyanlık açısından değil Avrupa kimliği açısından da 'öteki' olanı temsil ediyordu. Endülüs, Osmanlı olmasaydı Avrupa kimliği muhtemelen bu şekilde şekillenmeyecekti. Unutmamak gerekir ki tarihsel olarak ortaya çıkan her birleşik Avrupa girişimi ortak bir İslama saldırıyla gerçekleştirilmiştir.
Bugünlerde elime geçen bir fotoğraf Avrupa ve öteki ilişkisi açısından son derece açıklayıcı duruyor. Belçika'da Dendermonde, Flanders'deki Church of Our Lady kilisesindeki bir heykel iki farklı öteki algısını, yani Müslümanlarla Hristiyanları karşılaştırmak, dahası bugünü anlamada elverişli görünüyor.
17. yüzyıl sonlarında Mettehuz ven Beveren tarafından yapılan ahşap heykelle iki dişi meleğin ayakları altında elinde Kuran olduğu halde Hz. Peygamber tasvir ediliyor. Hristiyanlığın İslama karşı zaferini simgeleyen bu heykel iki kutsalın birbirine bakışı, iki farklı öteki algısının simgesel ifadesi olması bakımından hayli anlamlı. Avrupalı bilinçaltının oluşum şeklini ifşa eden bir heykel.
....
Müslümanlar hiçbir zaman bu heykelde ifade edilen bir Hristiyan algısına sahip olmadıkları gibi kendi dışındakilerin aşağılanmasına izin de vermediler. Son yüzyılda ortaya çıkan kimi tutumlar bir modernlik hastalığının sonucu olduğu malum.
Kendi dışındakileri yok sayan Avrupalılığın eğer çoğulculuğu keşfetmesi için bunca kan dökmesi gerektiyse bundan sorumlu olan onun daha çok İslama bakışındaki marazi durumdur. Marazi tutum hem seküler hem Hristiyan Avrupalılığın kültürel genlerine işlemiş görünüyor. En azından farklı biçimlerde ortaya çıkan "İslam karşıtlığı"nın başka bir açıklaması yok.

Hiç yorum yok: