6 Nisan 2008 Pazar

"ş"

"Bütün olaylar arasında bir bağ vardır" der dururum dostlarıma. Bildiğimden değil, cahil cesaretimden. Zaman ve mekan ne kadar ayrı ve uzak olsa da bütün olaylar arasında bizim göremediğimiz, idrak edemediğimiz bir "bağ"ın varlığını hissediyorum ve buna inanıyorum. Hayatımda birçok kere bu bağa dokunur gibi oldum. 'Zaman' bu bağı gizleyen en önemli unsur. Zamanı aradan çıkarırsak Hz. Adem ve ondan sonra gelenlerin yaşadıkları ile bizim hayatımızın, sebep sonuç ilişkisi ile bağlandığını görebiliriz diye düşünüyorum. Neyse, gene lafı uzatıp getirmek istediğimiz yere bir türlü getirmiyoruz: Efendim, dün güzel bir kıssa alıntılamıştım. Yazıya başlık olarak da "aşk" ın arapça harflerini uygun görmüştüm. Bugün bir vesile ile Ümraniye'ye gittim. Son Durak Camii'ne doğru giderken bu başlık geldi aklıma. "Acaba" dedim, "Kur'an'da bu üç harfin arka arkaya geldiği bir yer varmıdır?" O kadar hatim yaptım ama olaya hiç bu gözle bakmadığımdan olsa gerek hatırlayamıyorum. İkindi namazı için camiye girerken aklım hâlâ ayn, şîn ve kaf harflerinde idi. İmam efendi duadan sonra aşr-ı şerif okumak üzere elini yüzüne götürdü. (halbuki genelde ikindiden sonra aşr okunmaz) İstiaze ve Besmele'den sonra "Hâ Miiim" ayetini okudu davudî sesiyle. Sonra da üç harften oluşan ikinci ayet: "Ayn Sîn Kaf" Tüylerim diken diken. 'Sübhânallah' diye bağırmak geldi içimden. Soruma cevap gelmişti, 'şın' harfi yoktu, 'sin' harfi vardı. Kur'an'da aşkın üstünde bir "aşk" vardı. Bire bin veren Vedûd isminin tecellisi 'hubb' vardı, 'habbe' vardı, muhabbetin membaı vardı. Kurban olayım o Kur'an'a. Canım, Anam, Babam feda olsun Kur'an'ı bize getiren Efendimiz'e. (Sallallahü Aleyhi Vesellem)
İmam efendinin okuduğu Şûrâ suresinin ilk ayetleri idi. Şın harfi "şura" kelimesinde ne güzel gülümsüyor üç dişi ve üç noktası ile...
Biz bu vesile ile ilk beş ayeti buraya aktaralım:

Bismillâhirrahmânirrahîm.
1. Hâ-Mîm.
2. ‘Ayn-Sîn-Kâf.
3. Kudret ve hikmet Sahibi olan Allah, [ey Muhammed,] sana ve senden öncekilere [hakikati] şöyle vahyetti:
4. Göklerde ve yerde olan her şey O'nundur; O, yücedir, büyüktür.
5. En üstteki gökler [O'nun korkusundan] neredeyse parçalanır; melekler Rablerinin sonsuz ihtişamını hamd ile yüceltir ve yeryüzündekiler için bağışlanma dilerler. Şüphesiz Allah, çok bağışlayıcıdır, rahmet kaynağıdır.

Hiç yorum yok: