19 Nisan 2008 Cumartesi

leyl-i

Acı-tatlı birçok hatırayı birlikte yaşadığın eski bir arkadaşınla yıllar sonra karşılaşman gibi rastlarsın birdenbire leyl-i meccani'ye. Boğazında düğüm olur kalır bir süre bu güzel tamlama: "Leyl-i Meccani" Anlatsan da anlayan çıkmaz. Eski bir şiirin ilk kelimelerini mırıldanmaya başladığını sanırlar. Hüzünlü bir Fuzuli şiiri: "felekler yandı âhımdan/muradım şem'i yanmaz mı?" Doğrudur; bir hüzün var ortada, adı: leyl-i meccani. Parasız Yatılı demenin eskicesi. "Lise ve Orta Mekteplere Alınacak Leyli Meccani Talebe Hakkında Kanun" Seni leyli meccani okutmak için babanın doğduğu yıllarda (1930 larda) çıkarmışlar bu yasayı. Taa o zaman belliymiş 1976 yılında leyli meccani olacağın.


Devletin, evinden, köyünden, kasabasından, toplayıp okuttuğu yoksul, çalışkan, zeki öğrenciler; Leyli meccani. (parasız yatılı)
Gündüzlü olanlar, öğlen sonu dersler bittiğinde, güle oynaya evlerine, analarının - babalarının kucağına koşarlardı.
Leyli meccaniler boşalan, seslerin azaldığı taş binada önce akşam etüdü, ardından akşam yemeği ve sonrasında yatakhaneye.
Yoksul, çalışkan ve zeki parasız yatılılar, ya analı-babalı ama fakir ya da babasız yetim, anasız öksüzlerdi.
Gündüzlüler, gece gök gürleyip, şimşek çakınca herhalde hemen ana-babalarının yataklarına, koyunlarına koşar, sımsıkı sarılıp dünya yıkılsa duymazcasına deliksiz uyurlardı.
Leyli meccaniler gök gürlese, şimşek çaksa, dünya yıkılsa küçücük çocuk bedenleri ve çocuk korkularıyla, dizlerini karınlarına, yorganı başlarına çeker, gözyaşlarını ve korkularını içlerine akıtırlardı. Uyur ama uyumazlardı.
Yoksulluğun gözü kör olsun!
*
Kaza'nızda eskiden hükümet konağı olarak kullanılan o iki katlı bina çoktan yıkılmıştır. Seni leyli meccani yapan bir sürü belgenin düzenlendiği, babanın altından kalkamayacağı borçlara imza attığı, mecburi hizmet sözleşmelerinin yapıldığı içten döner merdivenli köhne bina. Şimdi olduğu gibi yatılıyı kazanma sevincinin dönüp dolaşıp tarifsiz bir korku olarak boğazda düğümlendiği soğuk bina. Noterlik, nüfus dairesi, milli eğitim, mahkeme salonları ve katip odalarından oluşan rusuz bina... (katip arzu halim yaz yare böyle...)
Yüzlerinizdeki şaşkınlığın "şaak, şaak" diye taş duvarlarları dövdüğü, seslerinin otuzbeş kilometre uzaktaki köyde yankılandığı leyli meccani yılları. Hey gidi yıllar hey! Daha çocukluğunu yaşayamadan anne kucağından, sürgün ocağına hicret yılları.
*
Parasız yatılılar (leyli meccaniler) kendi, kendilerine büyür, kendi kendilerine yunar-yıkanır, kendi kendilerine uyurlar. İyi yıkanamaz, kötü kokarlar. ....
Oğlanlar, delikanlılığa geçişi, akıl baliğ ve cünup-cenabet olmayı, sivilcelerin arasından terlemiş sakal ve bıyıkları tıraş etmeyi yanlız yaşar, yanlız öğrenirler. Bir gece ansızın apış aralarında büyüyen bir şeyden yayılan ıslaklıkla uyanır ve utanırlar. Okul ağabeyleri "Hadi erkek oldun Şeytan aldatmış seni" derler. ......
Ailesi paralı, hem de oralı leyli meccaniler, hafta sonu evci çıkar. Parasız yatılılarda da tıpkı beterin beteri gibi yoksulun yoksulu, yanlızın yanlızı vardır. Onlar hafta sonu evci çıkanların ardından bakar kalırlar. Gece iyice boşalmış yatakhanede daha bir korkarlar. ...
Sabah aynı, öğlen aynı, akşam aynı, derste aynı, yatakta aynı giysilerle, okudular, öğrendiler, yediler, uyudular...(Z.Doğan)
*
'Leyli' de, 'meccani' de geçen yıllara yenik düştü, bizi terketti. (Ben ölürsem mezarıma/Gelme artık, gelme leyli leyli) Pazarören'e, Toros Kapı'ya, Üçlerin Bakkal'a, Hacı Murat'a, Kemik Kıran'a, Tomarza Yolu'na, Zamantı Irmağı'na, Melikgazi'ye, Oba'ya, Gülecemal'e selam olsun, Kazım Usta'ya Allah gani gani rahmet eylesin....

Hiç yorum yok: