10 Temmuz 2008 Perşembe

gözlük

Bir resmim vardı, vesikalık. Siyah bir gömlek, üzerinde beyaz yuvarlak noktalar, gözümde gözlük, muhtemelen ortaokul veya lisenin ilk yılları. Pazarören'den Kayseri'ye muayene olmaya gittiğimi, Gevher Nesibe Tıp Fakültesinde muayene olduğumu, İmam Hatip Lisesinin yatakhanesinde bir gece misafir öğrenci olarak kaldığımı hatırlıyorum. Hatırlayamadığım ne kadar süre o gözlüklerle dolaştığım. Sadece okuma için değil sürekli takmak içindi ama kaç sene dörtgöz olarak dolaştığımı unuttum. Lisede de Üniversite de gözlük takmadım. İş hayatına geçince zaten gerek kalmadı. Ta ki bugüne gelene kadar. Bugün hayatımda bir devir kapandı. Tekrar gözlüklendim. Son zamanlarda okumakta zorlanıyordum, harfler çatallanıyor, bulanıklaşıyordu, kitabı geri ileri hareket ettirme gereği duyuyordum, başıma ağrı giriyor, gözüm yanıyordu. Bir arkadaşın akrabası göz doktoru imiş, bir muayene olayım dedim. Okuma gözlüğü gerekiyormuş. Gözümün derecesi +1,50 ama ilk baştan +1,25 le alışırısın sonra tekrar muayene eder yükseltiriz dedi. Böylece gözlüklü hayata birdenbire geçmiş olduk. Gözlük burun ucuna yakın, çevreye ve uzağa bakarken gözlüğün üstünden görme alıştırmaları yapıyorum. Devri alem döndükçe biz böyle farkına varmadan karşılaşmamız gerekenlerle, yaşamamız gerekenlerle buluşuyoruz. Olmaz, yapamam, edemem diyemezsiniz. Oldu bile. Bir nevi "dedelik" pozisyonuna hazırlık olsa gerek. Allah hayırlısını versin. Tabi ki herşeyin çözümü bu kadar basit olmuyor. Varsın zor olsun, basitine de, zoruna da kurban olayım. O'ndan gelen herşey başımın üstüne... Vesselam.

Celâliyle zâhir olsa, bu da geçer be yâ hu...
Cemâliyle âyan olsa, bu da geçer de yâ hu...

Bî karardır felek, daim döner durmaz bir an,
Dursa bir an, ne yer kalır ne gök kalır be yâ hu...

Kâh-ı zulmet, kâh-ı envâr birbir ardın devreder,
Kâh-ı lütuf, kâh-ı kahır, ondan olur be yâ hu...

İmtihan için oluptur daima neş'e, azâb
Sen, "sen"i bilmek içindir, kahrı lütfu be yâ hu...

Fâniya vird-i daim et bu sözü her zaman,
Gece gündüz hatırından hiç çıkmasın be yâ hu

1 yorum:

Yol ve Yolcu dedi ki...

... sultan mahmut bir gün tüm vezirlerini toplayıp, bana bir yüzük yaptırın ve üzerine öyle birşey yazdırın ki
* ona her baktığımda, hüzünlüysem neşeleneyim, neşeliysem hüzünleneyim düşüneyim diye buyurmuş.
vezirler toplanmışlar dört bir yana haber salmışlar. sonunda bir gün yüzükle sultanın karşısına çıkmışlar,
yüzüğü vermişler. sultan mahmut tamam işte bu demiş. yüzüğün üzerinde " bu da geçer ya hu" yazıyormuş.