21 Temmuz 2008 Pazartesi

oğul

Kafa kağıdında öyle yazıyorsa bugün tebrik edeyim o zaman. Hayatıma mana katan, dünya denen misafirhaneden giderken geriye bırakacağım en nadide varlığım sevgili oğlum! Doğum gününü tebrik ediyorum. Senin gelmenle hayatımıza yaz gelmişti, bereket gelmişti çok iyi hatırlıyorum. Yüzümüzde tebessüm olarak bir belirdin ki o tebessüm bir daha kaybolmadı. Baban için söylenen "abi senin yüzün hep güleç" diyorlar ya o sendendir, bunu bilesin. Bu garip babaya ötelerden gönderilmiş teselli armağanısın sen. Çocukluğuna ait hatıralar bende tarifsiz hisler uyandırır hâlâ. Yokluk yıllarımızda açan bu yaz çiçeğini soldurmamak için sarfettiğimiz çabalara senin daha o yıllarda verdiğin katkılar unutulur mu? Süt yok ki karnını doyuralım. Akşam olunca kapı kapı dolaşıp sana süt devşirirdik. Zayıf bir bebektin ama hayata tutunmayı başardın. Babana ömür boyu destek olmak için bu mücadeleyi kazanman gerekiyordu ve kazandın. İnce bir delikanlı olma yolunda her sene sende güzel değişimler gözledim. Dünya nimetlerinin birçoğundan mahrum büyüdün ama babanın sevgi desteği seni besledi. Bu yazıyı yazarken hatırladığım ve boğazıma düğüm, gözüme yaş olarak yansıyan birkaç acı hatıra dışında her günüm seni gözlemlemekle geçti. Çünkü sen hep beni izliyordun. İçimden geçenleri hep doğru tahmin ettin. Sevinçlerim daha yüzüme yansımadan senin kalbine doğuyordu. Birşeye sevineceğimi önce senin yüzünde görüyordum/görüyorum. Üzüntülerimi önce sen hissediyorsun. Senden saklayabileceğim bir duygum olmadı/olamadı. Bunun sırrı sende. Çok düşündüm bu sırrın kaynağını, neticede tek kelime belirginleşti: "Merhamet" Sendeki merhamettir bizi "biz" yapan. Eşyaya/mahlukata karşı geliştirdiğin empati seni hepimizden ayırıyor. Kedi ile kedi oluyorsun, sazınla bütünleşiyorsun, bir çocukla oynarken onun seviyesinden giriyorsun hayata. Bu nasıl bir şey hâlâ anlamış değilim. Rahmetin ve merhametin ana kaynağına görünmez bir "bağ" ile bağlısın Allah-u A'lem. Merhametinin karşılığını aldığının bizzat şahidiyim. Eşya sana torpil geçiyor. Bizim yapamıyacağımız bir şeyi sen kolaylıkla yapabiliyorsun. Hayvanlar seni tanıyor, çiçekler senin elinde hayat buluyor. Mahallenin meczubu bile karşılaştığımız ile anda "Fatih ne yapıyor?" diye söze başlıyor. Hakkında kötü duygular besleyen birine henüz rastlamadım desem abartmış olmam herhalde. Hayatın yeni bir aşaması ile tanıştığın şu son birkaç aydır yaşadığımız bereket ve kolaylıklar bu anlattıklarımı teyit etti. Seninle ilgili ne yapacaksak birden bir ferahlık ve kolaylık beliriyor. İklim değişiyor, yaz geliyor, bereket yağıyor. Ve ben bundan korkuyorum inan ki! Nazardan ve kem gözlerden korkuyorum. Senden laf açıldığında sırrı fâş etmemek için gayret sarfediyorum. Ama bugün dayanamadım yazdım biraz.
Sana bir şey söyeyim mi? aslında Temmuz'un sonlarında doğdun. (26 veya 27 sinde) Talebe baban her işinde olduğu gibi sizi nüfus kütüğüne yazdırırken de tembellik yaptı. Aradan yıllar geçtikten sonra 08.08.1988 tarihinde (saat sekizde dersem yalan olur) topluca yazdırdım. Not almıştım hanginizin hangi tarihte doğduğunuzu ama seninle Mahmut'un doğum tarihlerinizde yanlışlık yapmışım. Nurhan'ınkini zaten bilerek bir gün erken yazdırdım. Dolayısı ile üçünüzün de doğum tarihleriniz doğru değil. Diyeceksin ki, baba senin hangi işin doğru? Bu soruya vereceğim en mantıklı cevap şu olurdu: Evlatlarımın yetişmesi ile ilgili orta bir yol tutturdum ve sabırla uyguladım. Geriye baktığımda yaptığım en doğru icraatın bu olduğuna inanıyorum. Ayrım yapmak doğru değil, hepsinin ayrı bir yeri vardır ama Fatih denildiği zaman bir baba olarak içimde hep iyi duygular beliriyor. Hayatımıza kötü ve kötülük sokmadıysam ne mutlu bana.

Ey Oğul

Bahçıvan ol kıraç yerde gül bitir
Üstünde bülbüller ötsünler oğul
Korkma söyle Hak bir Rasulullah bir
Arkandan yüzbinler gitsinler oğul

Hatayı sende bul gayrıda bulma
Tedbirin almadan önce atılma
Eğri yay olup ta elde tutulma
Ok ol uzaklara atsınlar oğul

Arifle sohbet et alimle görüş
Cahili yok etmek olsun bu döğüş
Din-ü devlet için savaş, esir düş
Köle pazarında satsınlar oğul

Fitneden-vebadan kaçar gibi-kaç
Çünkü ehli İslam huzura muhtaç
Garipleri doyur sen kalsan da aç
Yetimler huzurla yatsınlar oğul

Hiç işin olmasın garezle kinle
Bir kez konuşmadan üç kere dinle
Adl-i Ömer gibi adaletinle
Koyunu kurt ile gütsünler oğul

Nefsine uyupta güvenme mülke
Seninle yücelsin bayrak ve ülke
Adaletle hükmet bu mazlum halka
Seni hep hayırla yad etsinler oğul

3 yorum:

Yol ve Yolcu dedi ki...

Gönderen:
+905364210212

24.11.2004
12:19:04

Reis her daim yanindayim.Sana yapilmis yanlis bana yapilmistir.Umarim beklenenler olur.Suan cok mutluyum sen de oyle ol.Daha torun sevdircem sana.Saygilar.

Bugüne kadar cep telefonumda sakladığım bu mesajı bloga aktarıyorum. Artık cepten siliyorum. Zihni

Yol ve Yolcu dedi ki...

Sitem:
Bişey dicem babacım, bugun bloguna batkımda bişey dikkatimi çekti. Benim nişanın gününü tutmamışsın önemi mi yoktu? Yoksa dalgınlıkmı? Ablamınki var mahmutunda mezuniyeti uzun uzun anlatılmış.

Bana dair sadece bugun ne oldu diye dip not düşülmüş o da söz için : ) .. beklemiştim açıkcası ama bi türlü yazmadın. Görmek isterdim ama geçti tarihi artık.

Siteme cevap:

Fatih’ciğim,

Aslına bakarsan yazdım ama yayınlamadım. Ne bileyim içimden gelmedi. Özellikle resminizi koyduğumda biraz rahatsız oldum. Gelinimi elalemden kıskandım mı yoksa başka bir şey mi anlamadım. Nazar değer diye bir hisse kapılmıştım o vakitler. Her şey üst üste oldu ya? Biraz frene basar gibi oldum yani. Unutmuş değilim inan ki. Senin yerin bambaşka. 2 nisan tarihli yazı “öz” başlığını taşır ve direk Öznur’a ithaf olunmuştur. Ama sonraki günlerde Fatih ve Öznur muhabbetini yazmam engellendi sanki. Daha zamanı var sanki. Bu şekilde olması daha doğru sanki. İçimden öyle geldi. Nedeni de size olan saygımdandır. “Sırrı fâş etmedim asla bir kula” da anlatılanları uyguladım. Kuluçkada yumurtaların bir an bile görünmemesi lazım. Yoksa cılk olur.

Sevgi ve muhabbetle. Muhabbetin daim olsun. Sevenlere selam olsun.

Fatih Yıldız dedi ki...

:) Seni çok seviyorum demek bile yavan.. ne desem bilmiyorum çok ama çok duygulandım. hergün aynı saattlerde bakıyorum bloguna..bugun benim için başka güzel blog:) yaşlanmaya sevinirmi insan? ben seviniyorum sana daha çok destek olmak için büyüyorum.