24 Ağustos 2008 Pazar

yaz

Bu kadar sıcak geçen bir yaz hatırlamıyorum vesselam. Bunaltıcılığının yanında Istanbul'un nemini de eklersek nefes almakta zorlanıyor insan. Hal böyle olunca hiçbirşey yapmak istemiyorsunuz, daha doğrusu ne yapacağınızı şaşırıyorsunuz. Gece uyumak bile mümkün değil. Balkonda sızıp kalmışım dün gece. Ama içimde sürekli bir sızı ile koyun koyuna uyudum. Mutfakta mütemadiyen çalışan buzdolabı her an patlayacakmış gibi geliyor. Boş sokaktan hızla geçen araç en az birkaç kişi ezip geçmiş gibi geliyor, sıçrıyorum. Her an bina çökecekmiş zannedip korkuyorum. Boşlukta çabalamadan uyku uyumaya sıra gelmiyor bir türlü. Dünyanın tüm dertleri üstüme çökmek için sıraya girmiş. Kabusun bini bir para. Enseme pınar bağlanmış şırıl şırıl su akıtıyor. Yastıklar çürüyecek. Bir hafta sonra Ramazan ayı başlayacak. (Nurhan'sız ilk Ramazanımız bu.)
Dünya'nın bu son zamanında yaşamak zormuş vesselam. Kurallar bizden habersiz belirlenmiş, biz bunların kurallarını bilmiyoruz, bilsek bile uymamız mümkün değil. Ama aynı mekan ve zamanda bulunmak zorundayız. Her halükarda arkada ve altta kalmaya mahkumuz. Yazı da gelse kazanıyorlar, tura da gelse kazanıyorlar. Oturup zamanımızı bekleyelim diyoruz ama olmuyor. Hiç olacak iş mi? Adı barış ve esenlik olan damara bu kötü yakıştırmalar yapılabilir mi?

Herkes biliyor zarların civalı olduğunu
Atarken parmaklarını birleştiriyor herkes
Savaş bitti, herkes biliyor bunu
İyi oğlanlar yenildi, herkes biliyor bunu
Herkes biliyor, zaten dövüş hileliydi

Fakirler fakir kalır, zenginler daha da semizler. İşler böyle gider
Herkes bilir bunu
Teknenin su aldığını herkes biliyor
Herkes biliyor, kaptan yalan söyledi
Herkeste bu kırıklık var
Babaları yahut da köpekleri ölmüşçesine
Herkes ceplerine konuşuyor
Herkes bir kutu çikolata istiyor ya da uzun saplı bir gül
Herkes biliyor.

Hiç yorum yok: