2 Ocak 2009 Cuma

beş

Efendimizin hicretinden bu yana 1430 sene geçmiş. Bugün yeni hicri yılın ilk ayı olan Muharrem'in beşinci günü. Kerbela günlerine az kaldı. Yüreğimizin tekrar tekrar dağlanması zamanı geliyor diye düşünürken bir de baktık ki ekranlara, "Aman Allah'ım" Bu ne vahşet! Keşke gözümüze mil çekilseydi de o görüntüleri izlememiş olsaydık. Ey zalim, ey kovulmuşgillerin son temsilcisi, ey azgınlıkta sınır tanımayan edepsiz, ey bilmem ne! Sende hiç mi vicdan yok. Sen insanlık ağacının zehirli meyvesi olmaya ne kadar heveslisin. Sen o bombaları bırakırken kendi kutsalını da çiğnedin ey me'lun. Nerde kaldı senin şabat günün. Bu azgınlığını kimden öğrendin? Şeytan'dan mı? Hayatının ilkbaharındaki insancıklardan ne istiyorsun ey zalim? Sana söylenecek söze yazık. Sana dökülecek dile yazık. Seni yakacak ateşe yazık. Bize Kerbela acısını unutturacak kadar vahşileştin ey zalim.


Bugün beş Muharrem. Aşura gününe beş gün kaldı. Bakara suresinin son ayeti ile Yaratan'a yalvarma vaktidir:

.... “Ey Rabbimiz! Unutur, ya da yanılırsak bizi sorumlu tutma! Ey Rabbimiz! Bize, bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme. Ey Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmediği şeyleri yükleme! Bizi affet, bizi bağışla, bize acı! Sen bizim Mevlâmızsın. Kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et.” (Amin)

Hiç yorum yok: