22 Ocak 2009 Perşembe

baş

Ülkemde her şey gecikmeli başlar ya? Muhtemelen bu miting de saatinde başlamaz diye ağırdan aldım. Namazı camide cemaatle kıldıktan sonra Sincan-Kayaş banliyösüne bindim. Yolcuların çoğunluğu belli ki bu pazar günü miting için çıkmıştı ama kimse belli etmemeye çalışıyordu sanki. Sadece ben boynuma doladığım o örtüden belli ediyordum. Hatta iki kişinin konuşmasına şahit oldum. Miting için giden nereye gittiğini ötekinin kulağına eğilerek fısıldadı. Enteresan değil mi? N'oluyoruz. Neyi kimden saklıyoruz. Ajan mı kaynıyor her taraf? Anlaşılan bu ergenekon soruşturması insanları epey tedirgin etmiş. Neyse, biz bu arada ülkemizin büyüklüğüne hiç yakışmayan bu baş şehirin kenarından merkezine doğru yol alıyoruz. Durak isimleri bile bir garip. Sadece Behiçbey durağının ismini sevdim. Sıhhiye'deki durağın ismi "Yenişehir" Sevsinler şehrinizi. Her yer dökülüyor. Ana caddeler bile dağınık. Miting alanını polis barikatı ile sınırlamışlar. Kontrol noktaları uzakta. Adeta "en iyisi siz bu mitinge katılmayın" der gibiler. Zaten insanlar desen imamesi kopmuş tespih taneleri gibiler. Tek tek. Organizasyon yok. Alan küçük, sloganlar yetersiz, konuşanlar heyecansız. Kuru bir toplantı. Ama tek tek herkesin gözündeki samimiyeti görebiliyorsunuz. Hepsi evini ocağını bırakıp bu pazar günü gelmiş besbelli. Özellikle bayanların fazlalığı dikkati çekiyor. Herkesin elinde bayrak, afiş, yazı, v.s. Slogan atılırken kadınların sesi bazen erkeklerinkini bastırıyor.


Rengarenk bir miting. Şöyle bir tur attım. İkindi vaktini geçirmemek için bitime yakın ayrıldım meydandan. Kocatepe'ye kadar yürüdüm. Öğrencilik yıllarımdan aşina olduğum caddeler, sokaklar tanımış mıdır beni? Ben tanımakta zorluk çekmedim. İkindi ile akşam arası oturup Kur'an okudum. Camide bir ferahlık var. Osmanlı camilerinde olduğu gibi bir huzur doluyor içiniz. Ana caddeden yürüyerek Güvenpark'taki duraklara vasıl olduğumda vakit epey geçmişti. Bu şehirde beni sıkan birşey var ama bir türlü anlayamadım. Soğuk bir yüzü var vesselam.

Hiç yorum yok: