4 Mart 2009 Çarşamba

dayı(m)

Bir dayım var: Adı Ömer. Son günlerde aynadaki aksime bakarken çene bölgemin dayıma benzediğini hissediyorum. Tarifi zor duygularla çalkalanıyor beynim o anlarda. Sevinsem mi üzülsem mi bilemiyorum. Hızla uzaklaşıyorum banyodan. Aah dayım ah. Şimdi kimbilir hangi düşüncelerle boğuşuyorsun? Zaten sen ne çektiysen bu yersiz ve saçma düşüncelerinden çektin. Kılı kırk yarmanın ne anlamı vardı dayıcığım? Ben istemez miydim her köye gidişimde altı bacının bir tek kardeşi olan dayımı ziyaret etmeyi? Ama etmiyorum, edemiyorum. Şöyle dil ucuyla soruyorum "dayım ne yapıyor" diye. Sorduğuma soracağıma pişman oluyorum sonra da. Bir insan bu kadar hatayı nasıl sıralar kısacık ömrüne diye düşünüyorum. En son Fadik halamın son günlerinde tabi tutulduğun imtihanda da başarısız oldun maalesef dayıcığım. Ben yine de sana (eğer varsa) hakkımı helal ediyorum. Senin de yeğenine hakkını helal etmeni talep ediyorum. Saygılarımla ellerinden öpüyorum.
(Bilmem ki ben bu yazıyı niye yazdım?)

Hiç yorum yok: