23 Mart 2009 Pazartesi

israf

Resme neresinden baktığınıza bağlı. Bugünlerde evden dışarı çıkar çıkmaz sizi karşılayan bayrak ve flamaların oluşturduğu görüntüden bahsediyorum. Seçimler dolayısıyla partiler bayrak asma yarışına girdiler. Bazı noktalarda durum iyice abartı boyutunda. Caddede aracınızla geçerken kendinizi tünelde zannediyorsunuz. Üst taraf tamamen dolmuş vaziyette. Rengarenk afişler, dövizler, flamalar, fotoğraflar sıra sıra. Muhtar adayları bile bu yarışa katılmış durumda. Resme olumlu açıdan bakıp bazıları gibi bu duruma bir "demokrasi şöleni" adını verebilirsiniz. Haklısınız, gerçekten de kimse kimseye karışmıyor. Meydanlarda ve ekranlarda birbirine demediğini bırakmayan liderlerin posterleri yan yana, alt alta barış içinde salınıyor. Ülkedeki tüm eğilim ve renkleri temsil eden bu cümbüş bizim ülkemizin güzelliği sayılabilir. Gel gör ki her işimizde olduğu gibi burada da abartıyoruz gibi geliyor bana. Taş çatlasın alınacak oylara bir iki puan katkısı olacak diye bu kadar masrafa değer mi? Üstelik insanların gün be gün işini kaybettiği, evine ekmek götürmekte zorlandığı şu kriz döneminde yazık değil mi? Bu harcamalar oy uğruna ise -ki öyle- bunun daha güzel yolları yok mu? Ne bileyim bu paraları insanların mutfağına katkı olacak şekilde yönlendirsek bir taşla iki kuş vurmuş olurduk diye düşünüyorum. İşin ilginç tarafı büyük partilerin yaptığının kötü bir taklidini küçük partiler de yapıyor. Alternatif bir kampanya yapan çıkmıyor aralarından. İş bittikten sonra ne olacak o bezler, muşambalar? Geri dönüşümü var mıdır acaba? Muhtemelen çöpe atılacak, heba olacak milli servetimiz. Demokrasi şöleni yapacağız diye büyük bir yanlışlığa alet oluyoruz hepimiz. İsraf konusunun da hadde tecavüz sınırına girdiğini düşünüyorum. Aah benim güzel ülkem ah! Bir gün orta yolu bulacaksın da bu gidişle benim gözüm görmeyecek. İşte ben buna yanıyorum vesselam...

Hiç yorum yok: