2 Nisan 2009 Perşembe

63

Uzun süredir aslında kaç doğumlu olduğumu merak eder dururdum. Köye bu seferki gidişimde sorunun cevabı bulundu sayılır. En azından bundan sonra "aslında 64 doğumluyum ama kafa kağıdında 63 yazıyor" demiyeceğim. Ben 1963 yılının Mayıs ayının ilk günlerinde (muhtemelen 5 Mayıs) doğmuş ve o günden beri dünya üzerinde kendi halinde dolaşan sıradan bir Anadolu çocuğuyum. Tıpkı rahmetlik Muhsin Yazıcıoğlu gibi. Bu seferki sıla-i rahime vesile olan ana sebep sevgili kardeşim Mehmet'in muhtar adaylığı idi. Ve fakat seyahate çıktığımda vefat edip etmediği belli olmayan, cenazesine henüz ulaşılamayan Muhsin Bey'in naaşı bilmem kaç gün sonra dağ başında bulunabildi. Böylece bu kısa seyahatimde sevgili başkanın Kocatepe Camiindeki cenaze namazını kılmak da nasip oldu.

Detayları sonraki yazıya bırakıp şu yaş konusuna dönelim: Muhtarlık seçiminde oyunu istemek için Mehmet'in telkini ile dayımın evine gittim. O'nu daha da yaşlanmış buldum. Nereden aklıma geldi ise dayıma ne zaman askere gittiğini sordum. Çünkü benim çocukluğuma dair hatırladığım en eski olay dayımı askere yolcu etmemizdi. Bir bahar günü yeşil ekinlerin arasından Yiğitler Maşadı'na gittiğimizi hatırlıyorum hayal meyal. Ben kucakta veya yeni yürümeye başlayan bir çocuğum. 1967 yılının haziran ayı olma ihtimali yüksek. Aslında 66 yılının son aylarında askere gitmiş ama bu benim hatırladığım izin dönüşü demek ki. Dayım 1964 de evlenmiş. Evlendikleri zaman ben varmışım. Tüm anlatılanları topladığımızda 63 doğumlu olduğum kesine yakın bir bilgidir. Diyeceksiniz ki "ne fark eder, ha 63 ha 64?" Aslında doğru ama bazen insanın kafasına takılıp lüzumsuz yere meşgul ediyordu. Artık etmeyecek, vesselam...

Hiç yorum yok: