17 Mayıs 2009 Pazar

muktesid

“Şayet onlar Tevrat’ı, İncil’i ve Rableri tarafından kendilerine indirilenleri ikâme etselerdi (gereğince uygulasalardı) hem üstlerindeki (göğün) hem de ayaklarının altındaki (yerin türlü türlü nimetlerinden bol bol) yiyip (yararlanırlardı). (Gerçi) onların içinde muktesid bir zümre (de) var; (fakat) çoğunluğunun yaptıkları ne kadar kötüdür!” (Maide Suresi 66. Ayet)
*
Allah Tealâ bütün kâinatı bir denge üzerine yaratmış ve bu dengeyi korumamız için “mizan”ı indirmiştir. Tartı aracı, terazi anlamına da gelen mizan, dinin hükümleridir. İnsanın duygu, düşünce ve davranışlarını İslâm terazisine vurup ilâhi ölçülerle denkleştirmesi işlemine “adalet” denir. Adalet ile kurulan dengenin bir tarafında ilâhi ölçüler; diğer tarafında buna uygun talepler, niyetler ve çabalarla ulaşılmak istenen nasipler vardır. İşte, dinin ölçüleriyle belirlenmiş, adalete uygun bu nasiplere “kıst” adı verilir ve Kur’an’da daha ziyade “adaletle davranmak” anlamına kullanılır. Tıpkı Türkçeye geçen “maksat” kelimesi gibi, “ölçüt, kriter” anlamlarına gelen “kıstas” kelimesi gibi, “iktisat” kelimesi de kıst’tan türemedir. İktisat, “ilâhi dengeyi bozmayan, adalete uygun bir nasip veya paya razı olmak; aşırılığa meyletmeden orta yoldan dosdoğru yürümek, tartının hakkaniyetini zedeleyecek müdahalelerden kaçınmak” şeklinde tanımlanabilir. Muktesitler böyle yapan, ilâhi ölçülere riayet ederek yaradılış maksadına uygun davranan kimselerdir. Muktesit olmak, yani iktisada uygun hareket etmek sadece maddi münasebetlerde değil, her hususta sergilenmesi gereken genel bir tutumdur. Fakat bu temel müslüman tavrı, iktisadın zamanla “maddi konulardaki ölçülülük hali”ni ifade eder tarzda anlam daralmasına uğraması nedeniyle daha çok “itidal” kelimesiyle karşılanmaktadır. İtidal ya da iktisat, sonuçta ifrat ve tefrit gibi aşırılıklardan sakınmaktır. Bu sakınma yahut duyarlılık iradî ve sürekli olduğu zaman sadece kişiye değil, topluma da hayırlar getirdiğinden “fazilet” sayılmıştır.İktisat, müslüman için her şeyden önce bir ahlâk meselesidir yani. Ahlâksızlığı, bencilliği, açgözlülüğü, cimriliği, israfı mubah gören bir anlayışa, bilim kisvesine büründürülse bile “iktisat” dememelidir. (Ali Yurtgezen)
*
Şimdilerde bir kriz lafı tutturulmuş gidiyor. Geçiniz efendim bunları geçiniz. Ölçüyü/dengeyi kaçırınca başımıza bunların geleceğini Rabbimiz bize bildirmiş. Bütün bu olanlar da bu ilahi ikazın neticesidir. Bir tarafta kaynakların çoğunlunu har vurup harman savuracaksın, öbür tarafta insanlar açlıktan ölecek ve bu sistem ilelebet devam edecek öyle mi? Yok öyle yağma. 200 yıldır sürdürülen bu vahşi düzenin sonuna gelindi nihayet. Sevinmek geliyor içimizden ama ne yazık ki biz de aynı geminin içindeyiz. Batarken bizi de çekmeye çalışıyorlar. Suçlarına bizi de ortak etmeye çalışıyorlar. Bize Allah yeter. O ne güzel Vekil'dir. Bu dünyada kaybedecek fazlaca bir şeyimiz olmadığı için gayet rahatız. Batsak da çıksak da kazananlardan oluruz İnşaallah.

Hiç yorum yok: