21 Temmuz 2009 Salı

kapış/ma

Yukarlarda yaşananları "kapışma" olarak niteliyorum dost sohbetlerinde. Gerçekten de belki yüzyıl öncesine dayanan bir hesabın görülmekte olduğu günlerden geçiyoruz. Kamplaşma havası yavaş yavaş toplumu da kuşatmış durumda. Körü körüne de olsa bir tarafta durmak zorunda hissediyor insanlar kendilerini. İşin aslını astarını araştırmadan ergenekon yapılanmasını canhıraş savunur durumda kalıyor insanlar. Öylesine bir propaganda ve antipropaganda taktikleri uygulanıyor ki orta yolu bulmak nerdeyse imkansız hale geldi. Ülkemizin sorunlarını çözsün diye ihdas edilen "yargı" sisteminin kendisi sorun haline geldi. Tüm sistem bloke edilmiş durumda. İktdarın icraat olarak yaptığı her işlem yargıdan dönüyor. Birinin ak dediğine öbürü kara diyor. Bugünlerde Ankara'da öyle bir kapışma yaşanıyor ki çatışmaya dönüşmüş durumda. Taa İstanbul'a kemik sesleri duyuluyor dersem abartmış olmam. Duyan duyuyor. O kadar hakim ve savcı yeni görev yerlerini bekleyedursun birilerinin umurunda değil. Ergenekon savcılarının yerini değiştirmek onlar için hayat memat meselesi olmuş durumda. Merak ediyorum sonu nereye varacak. Bugün merkez medyadan bir kalemşör de bu konuya işaret etmiş. İlk paragraftan sonra kendi bakış açısına kaçıyor ama bu baş taraf "aslında ne oluyor"u güzel tarif ediyor:

Müesses nizam'ın direnişi-İsmet Berkan/Radikal
Sokaktaki insanların ne kadar ilgisini çekiyor veya bu savaşı tarafsız bir gözlemci gibi izlemek mümkün müdür, bilmiyorum ama ülkemizde bir ‘savaş’ yaşandığı bir gerçek. Ve bütün savaşlarda olduğu gibi bu savaşta da ilk kurban gerçekler.
Gazete ve gazetecilerin kendi mesleklerinin gerektirdiği standartta davranmayıp savaşın tarafı militanlar gibi davranması sayesinde ‘savaş’ daha da içinden çıkılmaz, ne olduğunu anlamaya çalışıp kendi bağımsız aklıyla bir karara varmak isteyenler açısından da takip edilemez bir hal alıyor.
Acaba ülkemizdeki savaş ‘demokrasi’ savaşı mı?
Bazılarımız bunun böyle olduğunu düşünüyor, en azından böyle olmasını temenni ediyor.
Ama benim şüphelerim var. Bence yürütülen ve pek çoğumuzun da ‘sonunda demokrasi gelecek’ inancıyla destek verdiği savaş, aslında şu anda tam bir güç savaşı, gücü elde etme savaşı.
Savaşın bir tarafında hükümet ve onun etrafında kümelenmiş olan koalisyon var. Karşı tarafta ise hepimizin doğduğumuz günden beri yakından tanıdığımız ‘müesses nizam’.
......

Hiç yorum yok: