17 Ağustos 2009 Pazartesi

rumi


Haftasonu bir vesile ile İznik'e düştü yolumuz. Çok da iyi oldu. Bir Allah dostunun manevi huzurunda divana durma fırsatı buldum. Kabir taşında "Hâza Kabri Şerîf, Kutb'ul Arif'în Eş Şeyh Eşrefzâde Abullah Rûmi Kudduse Sırruh" yazıyordu güzel bir Arapça hat yazıyla. Namazdan sonra sandukanın tam karşısındaki banka oturdum. Akşamın geç vaktinde o kadar huzurlu oldu ki tarif edemem. Hiç kalkasım gelmedi. Güzel insanlar gelmiş ve gitmiş bu fani alemden. İznik'e gidenlerin birçoğu için bu mekanın fazlaca bir önemi yoktur belki de. Çünkü Roma veya Bizans döneminden kalma surlar, tiyatro harabesi, Ayasofya gibi yerler daha ilgi çekici gelir onlara. Dediğim gibi ilgi alanlarımız farklı. Bizi bu sandukanın başına çeken şey nedir? Araya araya izini bulmaya çalıştığımız, izinin tozuna yüzümüzü sürdüğümüz, kokusunu içimize çektiğimiz hep O. Ve O'nun (S.A.V) aşkı. Bizi o banka mıhlayan şey de bu işte. Vesselam...

Hiç yorum yok: