6 Ağustos 2009 Perşembe

zaman/dar

İftara az bir zaman kaldı. Oldum olası bu vakit beni derinden etkilemiştir. Belki "ahir zaman"ı çağrıştırıyor zihnimde. Yahut ömrümün son demleri geliyor aklıma kimbilir? Tarifsiz bir hal alıyor ruhum bu vakitlerde. Bir sarkaca biniyorum, salınıyorum uçlarda. Korku ve ümit, üzüntü ve sevinç, hafakan ve ferahlık. Zamanın daraldığını hissediyorum iliklerimde. Vesselam...
*
Zaman geçiyor: 'Günler gelip geçmekteler/Kuşlar gibi uçmaktalar'. Geçenlerde bir dostum bir müşterek dostumuza uğramış, yaşça ve başça bizden ileride bir insana. Karşılaştıklarında ilk sözü, 'Zaman daralıyor' olmuş. Zaman daralıyor. İyi şeyleri yapmak için acele etmeli. Kendi ömrümüzü ve sevdiklerimizin ömrünü güzelleştirmek için yarışmalı. Bir fidan dikmeli. Kuruyan bir ağaca su vermeli. Ânın evlatları olmalı. İnsanlara tebessüm etmeli. Güzellik ve iyiliği dile getirmeli, olmuyorsa susmalı. Ölüme, o 'küçük kıyamet'e hazırlanmalı.


Istırap, suçluluk ve ölüm. Viktor Frankl, bunlara 'trajik üçlü' diyor. Her insan hayatının bir döneminde ıstırap, suçluluk ve ölümle yüzleşir. Onlar tarafından sınanır. Onlarla nasıl yüzleştiğimiz, bu karşılaşmadan ne tür bir anlam devşirdiğimizi de belirler. Istırabını bir anlam üzere yaşayanların hayatında trajedilerden zaferler tomurcuklanır. 'Yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer vardır'. Suçluluk duygusu pişmanlığa ve ötekine hizmet bilincine, ölümün kaçınılmazlığını kabullenmek, hayatı daha anlamlı kılma gayretine dönüşebilir. Homo paciens, ıstırap insanı, 'acıyı bal eyleyen' insandır. Istırapta bir anlam bulabilen insanlar ona daha kolay tahammül ederler.
*
Kendi ölümlülüğünün, sonlu hayatının farkında olan tek varlık insandır. Bugün geçmişe ışıklarını düşürdüğünde, kendimizi 'kader kurbanı' olarak mı göreceğiz yoksa 'acılarımdan öğrendiğim bir şeyler var' mı diyeceğiz? Geriye dönüp baktığımızda, 'içimizde yaşanmadan bekleyen bir hayat'ın suçunu mu duyacağız yoksa 'her şey ben yaşarken oldu, bunu bilsin insanlar' mı diyeceğiz?
*
Istırap insan içindir. Onun tecrübesiyle büyür ve adam oluruz. Suçluluk hissi, ar damarı çatlamamış insanlar için bir nimettir. Böylece hatalarımızdan geri döner ve onu yapıcı bir oluş hamlesine çevirebiliriz. Ve nihayet ölüm, bize nasıl yaşamamız gerektiğini bıkmadan her gün hatırlatır. Istırap insanı için zafer, seferin ta kendisidir. Hayat yolda olmak demektir, o kadar ki, geçmiş bile yerinde durmaz, bugüne ve bugünden hareketlenir.
(Prof.Dr.Kemal Sayar)

Hiç yorum yok: