14 Eylül 2009 Pazartesi

üç


Bir Ramazan gününü üç ülkede birden idrak ettiren Rabb'ime hamd-ü senalar olsun. Yazının giriş saatinden de anlaşılacağı gibi gün geçti, sabah oldu, ben ancak fırsat bulabildim. Bu yazıyı size sahurdan sonra arz ediyorum. Günler çok bereketli geçiyor. İtikafa giremedim diye hayıflanıyordum ama buralarda mübarek günleri yaşamak da güzel oluyor. Bu güzellikleri yaşamamıza vesile olan kardeşlerimden Allah razı olsun. Bize gönüllerini açtılar. Düşünebiliyor musunuz, ahlaksızlıkta sınır tanınmayan bu diyarda cemaatle namaz kılmalar, iftarlar, teravihler, sahurlar, sohbetler... Daha ne olsun. Yaşadığımız güzellikleri detaylandırmak doğru olmaz. Kardeşlerimin müsadesini almadan özel (=güzel) hayat konularına girmek haddi aşmak olur değil mi?
Dün sahuru Hollanda'da yaptık, ikindi vaktine kadar işle igili meşgul olduk. İftara Belçika'ya davetli olduğumuzu öğrendim. Altı gidiş altı gelişli otobana ayak uydurup hızlı yaşamaya başladık bir kere. Ömer abimizin kaptanlığında yola düştük. Tabiat cömert, her taraf yemyeşil. Koacaman kocaman tarlalar, otlayan hayvanlar, ağaçlar, devasa su kanalları, rüzgar tribünleri düzenli yerleşim yerleri şerit gibi geçti göz penceremden. Daha doğrusu onlar yerinde duruyorken biz oralardan geçtik. İnsanlar otoban gürültüsünden rahatsız olmasın diye yanlara yüksek cam paneller yapmışlar. Belçika'daki kardeşlerimizi bizi dört gözle bekler bulduk. Çölde vaha gibi birşey bu. Her şeyin yabancı olduğu ortamdan birden herşeyin "biz"den olduğu bir sığınağa giriyorsunuz. Baklavalar, börekler, çorbalar, yemekler, sohbet, muhabbet hep bizden. İftardan sonra müsade isteyip Almanya yoluna koyulduk. Zira yatsı çayımızı orada içip teravih kılacağız. Orada da herkes bizi bekliyor. "Gönül ne kahve ister, ne kahvehane/gönül bir dost ister, kahve bahane" derken "bir"imiz "bin" olmuş. İlahi mesaj yaban illerde kök salmış, dal kol atmış, meyveye durmuş elhamdülillah. Almanya'daki camide itikafa giren kardeşlere bile rastladım. Dönüş yolunda tatlı bir yorgunlukla uyuyakalmışız. (Ömer abi hariç) Sahura tekrar Hollanda'ya geldik. Uykusuz geçen geceden sonra bu kocaman günü tatlı bir anı olarak sizlerle paylaşmak istedim.
Bu diyarlarda hala yapılacak çok şey var. Ruhsuz, nursuz, ışıksız kalan bu kuzey ülkesinde yürek fethi için çabalayan gönül insanlarına selam olsun. Buralar bakıma muhtaç. Vesselam...

1 yorum:

Adsız dedi ki...

s.a.
bu resme daha evvelde bakmış idim... ama birde yakından bakayım dedim...eee pes vallahi... hocam orucu bile çi köfteee ile açmışsın ya ne diyelim... Allah Kabul Etsin... "ich möchte çiğ köfté" vesselam ...