15 Eylül 2009 Salı

dönüş

Bu şehrin neyini merak edeyim? Su havzasına ev yapanlara vâ veyla edenler bir de buradan baksınlar dünyaya. Amsterdam'ın tamamına yakını su üstüne inşaa edilmiş. Neredeyse her caddede bir su kanalı var. Evlerin bulunduğu alanlar da dolgu ile yükseltilmiş. Kaç gündür yoğunluktan şehir merkezine gitme fırsatı olmadı. Genel istek üzerine gece yarısı da olsa şöyle bir turlayalım kararı çıktı. Tenha cadde ve sokaklarda çoğu zaman arabadan inmeden dolaştık. İndiğimiz noktalarda da öyle ahım şahım birşey göremedik. İnsansız hali biraz daha masum görünüyor. Gene de gündüz yaşananlardan sinen birşeyler olmalı ki sıkıyor insanı sokaklar. Merkezde kocaman bir meydan var. Birkaç insan(!) gördük orada. Ayakta zor duran, eli şişeli, kalbi mühürlü insancıklar. Bu anlarda insan aciz kalıyor, Hikmet-i Hüdâ'yı anlamakta güçlük çekiyor.

Kamûnun Hâlîk'ı birdir
Niçin bazısı kafirdir
Bu ne hikmet bu ne sırdır
Bilen gelsin bu meydana ...

Haliyle gecenin bu vaktinde gelen giden yok bu meydana. Varsa bile bizde görecek göz yok. Donuk yüzlü yapılar bize, biz onlara bakıyoruz. En iyisi bir an önce sığınağa girmek. Veda sahurumuzu yaptıktan sonra yol hazırlıkları başlayacak. Gelirken güneşle birlikte batıya yöneldiğimiz için bir-iki saat fazla oruç tutmuştuk ya, şimdi tam tersi olacak. Yönümüzü güneşin doğduğu tarafa dönmemizin ödülü olarak bir-iki saat önce açacağız orucumuzu.
Elhamdülillahi alâ külli hâl/Sivel küfri ved'delâl.

Hiç yorum yok: