7 Eylül 2009 Pazartesi

mmh4

"Kelebek Etkisi'ne gelince..." diye söze başladı Kılavuz. Hava kapalı idi, yağmur ha yağdı ha yağacak. Salik, ilkbaharda ortaya çıkıp kısa bir ömürden sonra kaybolup giden bu narin canlılarla ilgili birşeyler anlatmak için neden sonbaharı tercih etti acaba, diye geçirdi içinden. Hani aynel yakîn konusunda bilgilenmemiş olsaydı bu fikir kafasından geçmeyecekti. Neyse, kovdu tüm soru işaretlerini kafasından ve pürdikkat dinlemeye başladı hocasını.
- Senin ruhuna beden elbisesi giydirildiği yıllarda tüm bilinenleri altüst eden bir gelişme yaşandı burada. Asıl mesleği meteorolog olan bir bilimadamı çıktı batı mahalleden. Hava durumu tahmini için ölçümler yapıyor ve ileriki günlerin nasıl olacağını hesaplıyordu ölçtüğü rakamlarla. Bir ara binde birlik bir değeri önemsiz sayarak tahminde bulunuca olanlar oldu. Önemsiz saydığı virgülden sonraki binde birlik bir sayı korkunç hesap hatalarına neden olmuştu. O güne kadar yapılan tüm bilimsel teorilerde izlenen yolun yanlış olduğu anlamına geliyordu bu.
- Pardon hocam ben de yanıldım. Sizin kelebekten bahsedeceğinizi düşünüyordum ama tamamen farklı birşeyden bahsediyorsunuz. Anlattıklarınızı kelebeğin kanatlarına nasıl yükleyeceğinizi merak ediyorum doğrusu!
- Haklısın. Bu batı mahalle sakinleri biraz böyle allayıp pullamaya meraklıdırlar. Bilimsel olarak "Kaos Teorisi" diye adlandırılan bu buluşu anlatmak için de kelebeği kullandılar maalesef. "Meskun Mahalin herhangi bir noktasında bir kelebeğin kanat çırpmasının havada oluşturduğu etki başka taraflarda fırtınalara neden olabilir" şeklinde poülerleştirdiler teoriyi. Hatta film konusu yapmışlar. Geçenlerde izledim birincisini. Haddini bilmezlik filmde de devam ediyor. Bizim ilk zamandan beri söylediğimiz "gerçek"i yeni yeni keşfetmeye başladılar da "tebbeti tersten okuma" huylarından da vazgeçmiyorlar. Konu şu: Bilebildiğimiz her durum, olay, şey, vs her ne varsa bizim bilemediğimiz ve bilemeyeceğimiz bir "takdir/kader" dahilinde "var"dır. Varlıkların durumları bize karmakarışık görülebilir ama o karışıklık içinde bir düzen mevcuttur. Bir olayın başlangıcında çok küçük bir değişiklik ilerde bizim tahmin edemeyeceğimiz durumlara neden olmaktadır. Başlangıçtaki bu küçük değişiklik de rastgele değildir. Aksine en ince ayrıntısına kadar "takdir"e tabidir. İlerde fırtınaya sebep olacak tek bir kanat hareketi bile tesadüfi değildir. "Madem öyle, sonu kötü biten durumun başına gidip o küçük etkeni değiştirelim" demek bizim haddimize değildir. Değiştirmeye kalkınca nelerin olabileceğini filmde görebiliyoruz ki, bu bile eksik bir anlatımdır. "Aman Tanrım" diye bir filmde de aynı konu işlenmişti edepsizce.
Sonuç olarak diyebiliriz ki, "denge" önemli bir kavramdır. Denge durumu için iki taraf söz konusudur. Eş veya zıd şeklinde olan bu ikilik dengesini ayarlayan ayarlamış. Bize düşen bu dengenin akışına uygun hareket etmektir. Şimdi olduğu gibi mesela; vakit zevali biraz geçti, hadi gidip kainatın ritmine girelim bir süre.
- Tamam hocam. Müsadenizle ben önce şu görünen kısımlarımı kapı önünden akan su ile temizleyim.

Hiç yorum yok: