24 Kasım 2009 Salı

"hatta"

"Hattayım"
"Hangi hatta, ne hattı bu, telefon hattı mı, tren yolu hattı mı?"
"E şıkkı, yani hiçbiri!"
Hani insan hastalanınca naz makamına geçer ya? Ben de üzerinize afiyet grib oldum herhalde. Çocuk gibi hassaslaştım "s" harfini "t" olarak telaffuz ettim sadece. Artık şunun şurasında aramızda bir hukuk oluştuysa bu nazıma katlanmalısınız. Panik yapmaya gerek yok, grip virüsü, henüz yazı yoluyla geçmiyor. Zaten öyle geçen bir cins değil galiba. Şimdilik sadece vücudumda acayip bir kırgınlık var. Âdetim olmamasına rağmen mecburen ilaç alıyorum. İnsan hastalanınca ne yapmalı? Hamdetmek de gerekiyor, sabretmek de gerekiyor, en önemlisi sakınmak ve beterinden Allah'a sığınmak gerekiyor.
Hastalık bir imtihan vesilesi olduğu için bizi gücümüzün yettiği derecede bu imtihanla sınayan Rabb'imize hamd olsun. Şükür noksansız azalarımız var da ağrıyor. Ellerim, ayakların var da ağrıyor. Olmasaydı ne yapardım?
"İnnemeal usri yüsran" ayetinde işaret buyrulduğu gibi sıkıntılarımız, hastalıklarımız aslında geçici. Her kötülük iki iyilik arasındadır. Geçici durumda bize düşen sabretmek olmalı. Gece ne kadar karanlık olursa olsun onu silip atacak bir güneş doğacaktır İnşaallah.
Takat yetiremeyeceğimiz yüklerle bizi imtihan etmemesi için yalvarmalıyız. Çünkü biz insanız. Sınırlarımız belli, tahammül eşiğinde kimin nasıl davranacağını Allah bilir.
Yâ Rabbi, Yâ Rabbi, Yâ Rabbi, Yâ Rabbi, Yâ Rabbi, Yâ Rabbi, Yâ Rabbi,
Rabbim bizleri doğru yoldan ayırma,
Yâ Rabbel Alemîn, güç yetiremeyeceğimiz belâ ve musibetlerden bizi muhafaza eyle.
Ya Erhamer Râhimîn, bizlere merhametinle muamele eyle.
Yâ Mevlâ, maksûdumuz Sen'sin, Rıza-i Şerif'ini talep ediyoruz. Bizleri razı olduğun bahtiyar kullarının arasına katıver Allah'ım.
Çünkü Sen'in gücün, kudretin herşeye yeter Yâ Rabbî
Amîn,
Amîn,
Amîn...

Hiç yorum yok: