1 Ağustos 2010 Pazar

imtihan günü

Ne bileyim ben ne imtihanı! Böyle bir başlık atıp bırakmışım bu yazıyı. Bugün olmuş Kasım ayının dokuzu. Sonsuza kadar taslak olarak bırakmaktansa eften püften birşeyler yazıp fırlatayım sanal aleme bu yazıyı da. Yahu benim her işim böyle saklım püklüm mü olacak hep? Yazık değil mi onlara? İmtihan günü imiş, peh. Hem de kocaman bir PEH. İmtihansız gün mü var diye sormazlar mı adama?
En iyisi dünyanın halleri deyip çıkalım işin içinden. Nasrettin Hoca'nın hesabı; "sen de haklısın," "sen de haklısın." Mümkünatı var mı ki şu dünyada her iş düzgün gitsin? Hele de bu zamanda. Karışık kuruşuk olaylar. Olayların içinden geçen sersem tavuğa dönmüş insanlar. İnsanların içinden geçen çelpeşik hayaller ve hayal aleminde kendine yer edinmeye çalışan "şey" ler. Şey işte hocam. Şeyini şey ettiğimin şeyi aklıma gelmiyor bir türlü. Gelince gece-gündüz demem hemen yapıştırırım alimAllah. Siz beni az çok tanıdınız hani. Sağım öldürür solum süründürür. Havada karada ve hatta denizde hiç gözünün yaşına bakmam valla. Ama olmuyor işte.
- Sahi ne diyordum, ne olmuyor?
- Ne ise ne! Öllüyün körü. Bir soruda insanı deliye çevirme birader. Saçmalamak için de mi sana danışacağız. Sus azıcık. Birkaç kelime daha yazıp bitireceğiz, bekle biraz. Adamı Recep İvedik moduna sokuyorsunuz. Öf. Ööööf.

Hiç yorum yok: