21 Kasım 2010 Pazar

salât günü

بِسْمِ اللَّـهِ الرَّحْمَـٰنِ الرَّحِيمِ

١٦١ ) قُلْ إِنَّنِي هَدَانِي رَبِّي إِلَىٰ صِرَاطٍ مُّسْتَقِيمٍ دِينًا قِيَمًا مِّلَّةَ إِبْرَاهِيمَ حَنِيفًا ۚ وَمَا كَانَ مِنَ الْمُشْرِكِينَ)
١٦٢ ) قُلْ إِنَّ صَلَاتِي وَنُسُكِي وَمَحْيَايَ وَمَمَاتِي لِلَّـهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ)
١٦٣ )  لَا شَرِيكَ لَهُ ۖ وَبِذَٰلِكَ أُمِرْتُ وَأَنَا أَوَّلُ الْمُسْلِمِين) 

161. Kul innenî hedânî rabbî ilâ sırâtın mustekîm. Dînen kıyamen millete ibrâhîme hanîfâ, ve mâ kâne minel muşrikîn.
162. Kul inne salâtî ve nusukî ve mahyâye ve memâtî lillâhi rabbil âlemîn.
163. Lâ şerîke lehu, ve bi zâlike umirtu ve ene evvelul muslimîn.

161. De ki: Rabbim beni doğru yola, İbrâhim'in dimdik ayakta duran, batıldan uzak, tamamen Hakka yönelmiş tevhid dinine iletti. O, asla müşriklerden olmamıştı.
162. De ki: “Benim namazım da, her türlü ibadetlerim de, hayatım da ölümüm de hep Rabbülalemin olan Allah'a aittir.
163. O'nun eşi ortağı yoktur. Bana verilen emir budur. O’na ilk teslim olan da benim.

Biri çıkıp "kurbanınızı keserken şu ayeti okuyun" diye En'am Suresinin 162 ayetini işaret ediyorsa, üstelik bunu siz 47 yaşınıza geldiğinizde duyuyorsanız, bugüne kadar bir sürü kurban kesmişseniz ve hiçbirinde bu ayeti okumamışsanız ne yaparsınız? Bunu söyleyen Diyanet İşleri Başkanı da olsa ona "şimdiye kadar neredeydiniz" diye ilk tepkimizi verip bir sıfır öne geçelim hem suçlu hem güçlü misali.

Gerçekten de böyle bir ruknü duyduğumu da, okuduğumu da hatırlamıyorum. Oysa ne çok şey öğrendim bugüne kadar, daha doğrusu öğrendiğimi sanmışım. Kurban ibadetimizi ifa ederken usulü-erkanı nedir diye ne biz araştırmışız ne de biri söylemiş. Söyledilerse de önemsememişiz veya unutmuşuz mu diyeceğiz? Oysa ne de çok şeyi unutmadık. Ne diyeceğiz şimdi? "Zararın neresinden dönersen kârdır" mı?

İşte böyle dostlar, bu garip yolcu her menzilde bir tokat yiyor. Aldatıcı bir yapısı var bu dünya hayatının. Oyalayıcı, kaypak bir zemin. Çareyi yine Efendimiz (S.A.V) de arayacağız tabi ki. Hocalardan her hutbede dinliyoruz ya; "tevbe günahı hiç işlememiş gibi siler" mealindeki müjdeye sığınıp tevbe ediyoruz. İstiğfara sarılıp hiç değilse bundan sonraki kurbanlarımızda bu ayeti okuyacağız. Bu sene benim ilk okuyuşum oldu. Allah kabul etsin. Bu ayet bizim hayatımıza bir kez daha nazil oldu elhamdülillah.

Aslına bakarsanız sabah evradımızda perşembe günleri "dua ayetleri" nin sırasıdır. Biz bu ayeti önündeki ve arkasındaki ayetlerle birlikte dua niyetine okuyoruz. Bu üç ayeti bugünkü yazımızın başına baş tacı ettik. Meal Suat Yıldırım hocamızın. 162 ayeti tekrar tekrar okuyalım. Namazımız, diğer ibadetlerimiz (dolayısı ile kurbanımız), hayatımız ve ölümümüz zikrediliyor.

Dikkat buyuralım: NAMAZ ve diğer tüm ibadetler. Şu namazın ehemmiyetini Rabbimiz bize ne kadar açık ikaz ediyor değil mi? Namaz konusunda Şeyh Efendinin söylediklerini şimdi daha iyi anlıyoruz değil mi? Bir Şeyhin "deyyus" diyerek hiddetlendiği güruhun namazı hafife alanlar olması hiç de sürpriz değil. Yoksa Allah dostlarının ağzından böyle kelimeler çıkması mümkün değildir. Namaz, namaz, namaz. Buraya baştan sona namaz diye yazasım geliyor. Bizi "biz" yapan, bizi dik tutan, bizi diğerlerinden ayıran alamet-i farikamız namaz. Bunu hafife almak ne büyük ahmaklık. Hele namaz bir müslümanı terk etmişse vay haline onun. Ne olur "salât"ı ajandanızın en başına yerleştirelim. Evvel vaktinde mümkünse cemaatle kılalım.

Vesselam...

Hiç yorum yok: