20 Ocak 2011 Perşembe

izah günü

Doğduğumuz andan itibaren uzun ince bir yola giriyoruz. Öleceğimiz güne kadar sürecek olan bu seyirde her gün yenidir, "yepyeni"dir. Kendi bedenimiz ve benliğimiz dahil her şey yenileniyor, değişime uğruyor. Her gün yeni bir durumla karşılaşıyoruz. Önemli olan bunların farkına varmak. Buraya alıntılanan yazıları kardeşinizin yolda önüne çıkıveren güzellikler olarak değerlendirebilirsiniz. Bakıyorum, güzel bir yazı. Bir daha, bir daha okuyorum. O da yetmiyor kendimce önemli gördüğüm bölümünü veya tamamını buraya alıntılıyorum. Bu, aslında okunan kitapta satırların altını çizmek gibi bir şey. Dolayısı ile bloga aldığım yatık yazılar bu fakire özgü bir mahiyet taşıyor bir bakıma. O günkü Zihni'den birşeyler bulmak için okuyabilirsiniz bu yazıları. Tamamını veya daha fazlasını okumak ve kendinizi de oraya katmak isterseniz alıntının kaynağına erişmek artık kolay. Bir iki kelimesini kopyalayıp arama motoruna yapıştırırsınız olur biter. Yazının güzelliği de burada işte. Okuyan herkese ayrı ayrı pencereler açıyor, ruhlarda farklı farklı izler bırakıyor. Yediveren gibi çoğaldıkça çoğalıyor. Kısaca buraya misafir ettiğimiz yazılar öncelikle onu yazanların güzelliğini getiriyor bize. Sonra da fakirin yolculuğunun o gününe dair işaretler barındırıyor. Ne ile meşgul olduğumuzun, ne okuduğumuzun, nerede olduğumuzun, kısaca o andaki durumumuzun ipuçları var o yazılarda. Mesela dün 20. mektupla yollarımız kesişti. Uzun bir metin bu. Şeyh Efendi bu mektupta da muhteşem tespitlerde bulunmuş. Defalarca okunup tatbik edilmesi gereken bilgiler var. Gel gör ki dünkü "hâl"imiz aşağıdaki paragrafın ön plana çıkmasına uygun düştü. Başını ve sonunu Yunus Emre ile taçlandırarak sizinle paylaşmış oldum. Aynı mektubu bugün tekrar okusam belki de başka satırlar dikkatimi çekerdi. Dedik ya, bu yolculukta her gün "yeni" İşin güzelliği de bu olsa gerek. "Bulanmadan, donmadan" akan canlara selam olsun. Vesselam...

Hiç yorum yok: