10 Şubat 2011 Perşembe

Bodrumi günü

Dün akşam bir toplantı vesilesi ile Avurpa yakasına geçmem icap etti. Ulaşımda yeni trendimiz Metrobüs. Bu "nev-i şahsına münhasır" toplu taşım aracı konusunda karışık fikirlere sahibim. Bazen beğeniyorum, bazen de "hay bu metrobüsü icad eden" diye söyleniyorum. Neyse konumuz bu değil. Anadolu yakasında aracınızla metrobüse kadar gitmek istiyorsanız, en uygunu Acıbadem durağı. Belediye, yolun hemen yanına park alanı yaptı. Aracınızı güzelce park edip birkaç adımla durağa iniyorsunuz. Sonrası malum. İstanbul'lu özel araç sürücüleri adım adım ilerleyip saç baş yolarken siz Metrobüs denen icatla her iki tarafta da kilitlenmiş trafiğin ortasından hızla ilerliyorsunuz. İşte ben dahî, bu hızla ilerleyenlerden olmak için akşam namazı vaktine yakın çıktım şirketten. Yolda bir cami buluruz, bakalım bu akşam nerede kılmak nasip olacak diye düşünerek çıktım. Trafiğe yakalanmamak için Küçük Çamlıca'nın ara sokaklarına uğrattım yolumu. Akşamın alaca karanlığında "Bodrumi Ömer Lütfi Efendi Camii" ile karşılaşmamız da işte bu vesile ile oldu. İnerken solda minareyi gördüm, durdum. Issızlık hakim sokakta, cami desen daha da ıssız. Ne bir hareket var, ne ışık yanıyor. Sanki bu cami tamamen kapatılmış gibi. Oracıkta dikilen ve bana bakan beyefendiye "bu cami kapalı mı?" diye sordum. "Abi namazları yandaki mescitte kılıyoruz, şuradan inin, sağdaki kapı" dedi. Gerçekten de ismi ile müsemma bir mescit. Fazla penceresi yok, karanlık. Yapılışında kıble yönü tam tutturulamadığı için midir nedir, halıları hafif çapraz serilmiş. Sade görünüşlü bir mekan ama manevi yönden bir ağırlık olduğunu hissettim. İşim acele olduğu için etrafı incelemeden namazı kılıp çıktım. Karanlık olduğu için fotoğraf da çekemedim. Tabelasından ismini okudum. Bulunduğu sokağın da aynı adı taşıdığını farkettim. Sonra bir kez daha yolum düşerse fotoğrafını çeker, buraya eklerim inşaallah. Bugün internette şöyle bir araştırma yapayım dedim. Fazla bilgi yok. Fotoğrafına rastlayamadım. (Bu arada 12 Ağustos 2007 'de yazdığım Üryanizade mescidinin denizden çekilmiş güzel bir fotoğrafını bulup ilgili yazıya ekledim.) Değişik isimler yazıp tekrar arayınca Bodrumi mescidi ile ilgili bir sitede ayrıntılı bilgiye ulaştım nihayet. Paylaşalım:
Bu mescidin bânisi, Abdülhamid Han'ın Şeyhülislamlarından Bodrumi Ömer Lütfi Efendi imiş. 1892 yılında 795 m2 arsa üzerine 70 m2'lik alana yığma taştan bina edilmiş. Duvar kalınlığı 1 metre, çatısı ve mimberi ahşap imiş. Tahta minaresi 1970 yılında yıkılmış. 4 adet penceresi varmış. Sonra arsa üzerine Ömer Lütfi Efendi'nin eşi Fatma Hanım tarafından Sıbyan Mektebi yaptırılmış. Ömer Lütfi Efendinin lahdi de avlu içinde imiş ama ben farkedemedim. Zamanla mescidin yetersiz kalması nedeniyle 1999 yılında bu yere büyük bir camii yapılmış. Benim kapalı gördüğüm, betonarme tek minareli cami işte burası. Demek ki büyük camiyi Cuma günleri veya kalabalık cemaat olduğunda açıyorlar. Diğer vakitlerde namazı bu şirin mescitte kılıyorlar Allah-u A'lem. Ben vakitsiz gittiğim için cemaat yapısı hakkında bilgi veremeyeceğim. Çamlıca tepesinin yamacında huzurlu bir ibadet etmek isteyenlere çilehane'yi andıran bu mescit tavsiye olunur. Rabbim, cümle Sahib'ül Hayrât v'el Hasenât'a rahmet eylesin. Cennetmekan Abdülhamid Han ve Âli Osman'ın tüm padişahlarını minnet ve rahmetle anıyoruz. Ruhları şâd olsun. Vesselam...

Mescidin sokağa bakan cephesindeki kitabesi:
Hüdavend-i mu’azzam Hazreti Abdülhamid Han’ı
Serîr-i saltanatda dâ’im itsün Hazreti Mevlâ
O şâh-ı zıll-i Yezdân’ın atâ-yı bî-şümariyle
Ömer Lütfi Efendi eyledi bu mescidi inşa
Düşer binde bir ancak Re’fetâ böyle güher tarih
Yapıldı ravza-i Cennet gibi bir ma’bed-i zîba 1309

Hiç yorum yok: