5 Şubat 2011 Cumartesi

dücane günü

Üstad Dücane'nin veda yazısı diyorlar,
Hiç olacak iş mi?
Su yatak değiştiriyor, o kadar.

Oldum olası sınırlarda gezen "cins kafa" lara saygıda kusur etmemişimdir. Rastladığım her mecrâda ilgi ile takip ettiğim Dücane Usta'nın peşini bırakmayacağımı buradan ilan ediyorum. İlk eylem olarak "son günahım"ın baş tarafını okuyalım birlikte. Vesselam...

Ey talib!
Son seslenişim bu sana
Son küstahlığım
Son günahım
Son günahın
* * *
Herkes kendine verilen en değerli armağanı kullanırmış yolu bulmak için
Sözcüklerimden başka değerli bir şey yoktu yanımda, onları sundum sana
Kabir taşlarına kazınmış küflü sözcükler... kefen bezlerine işlenmiş belli belirsiz kanlı heceler...
Gönlümce en değerlilerini seçip fısıldadım kulaklarına... en eskilerini...
Belki en doğrularını değil ama inan ki en güzellerini...
Bazen ulu dağların zirvelerinden, bazen engin ummanların derinliklerinden
Mecnunun âhını duyasın diye
Ölüler diyarından... çölden... daima dostların yanından
Meczub iniltilerini işitesin diye
Kuytu kûşelerde âşıklar mushafından şiirler okudum sana
Kur'an'dan
İki damla gözyaşı uğruna
Yanmazsam yanmazsın sandım da
Yandım.
Yanmadın.
......
Yazının tamamını (http://www.yenisafak.com.tr/Yazarlar/?t=05.02.2011&y=DucaneCundioglu) adresinden okuyabilirsiniz

Hiç yorum yok: