9 Şubat 2011 Çarşamba

giz günü

Hayırdır inşaallah. Bu sabah Aşık Veysel'den bir türkü mırıldanarak uyandım. Gördüğüm rüyaları hatırlayamadığım için bir bağlantı kurmam imkansız. Nereden takıldı bu "gizlendi" türküsü dilime? "boynum eğri seme serhoş gezerken/aklımı başımdan aldı gizlendi" Bu türkü ağlatacak beni sabah sabah. Zaten kapı gıcırtısı bile bahane oluyor son zamanlarda. Neydi bu "giz"? Kendimizi Kahire'nin Giza semtinden kurtaralım artık, diye söz vermiştim ama bu sefer de Anadolu Mayasının yoğurduğu bir gizem "gizlendi" ile esir edecek bu gidişle. Bu türküyü daha önceki bir-iki yazıma konu etmiştim hatırlarsanız. Dünyanın binbir türlü halinin suyu mu çıktı ki "giz" halinde takılıyoruz? Bu sorunun cevabını ufak bir araştırma neticesinde buldum. Meğer daha önceki yazılarda Veysel'in bu muhteşem eserinin bir kıtasını yazmamışım. İşin püf noktasını da bu kıtada söylemiş meğer. "sevda derler bir sahile ulaştım/aşkın deryasına daldı gizlendi" Şu derinliğe bakar mısınız? Ciltlerce kitabın anlatmaya çalıştığını Aşık Veysel 9 kelime ile izah etmiş. Aşkı deryaya benzetmek, sevda denen şeyin aşk deryasının sahili olduğunu söylemek, öyle pat diye çıkacak şeyler değil. Bunu söyleyen kişinin beden gözleri ne deniz gördü, ne sahil gördü. Kalp gözü açık bir âşığın gönlünden dökülen inci taneleri bunlar. Allah bizi eşyanın hakikatını gösterdiği kullarından eylesin. Vesselam...

Bir seher vaktinde gençlik çağımda, sevdası kalbime geldi gizlendi, boynum eğri seme serhoş gezerken, aklımı başımdan aldı gizlendi...
Bu sevda başından ırılmaz dedi, aşkın deryaları durulmaz dedi, her güzele meyil verilmez dedi, bir baktı yüzüme güldü gizlendi...

Hayal midir, rüya mıdır ben şaştım,
Çok aradım köşe köşe dolaştım,
Sevda derler bir sahile ulaştım,
Aşkın deryasına daldı gizlendi...

Huri miydi melek miydi peri mi, bir güzele benziyordu duru mu, dedi Veysel fâş eyleme sırrımı, bilmem nere gitti noldu gizlendi...


Hiç yorum yok: