22 Mart 2011 Salı

dert günü

"Madem öyle" dedim, "gel böyle" demedim. Değmez dostlar, değmez. Oyalanmanın bir anlamı yok. Biz bir yola çıktık, az gittik uz gittik, elliye merdiven dayadık. Bir durumla ilk defa karşılaşmış olsak bile hayatın cilvelerini az çok tahmin ediyoruz. Aynı hataya bir kez daha düşersek yazık olur. Demek tecrübe denen şey bu imiş. Yolun başında, hatta ortalarında mesele edindiğim birçok şeyin basit çözümlerini bulmuş durumdayım. "Anlat o halde" demeyin, anlatamam. Yanlış anlamayın ketumluk değil bu. Klasik ifade ile "anlatılmaz, yaşanır" Çünkü herkesin yaşantısı biricik. Herkesin yoldaki durumu farklı. Dolayısı ile hikayeler de, problemler de, çözümler de farklı. Bizim yaptığımız kendi hikayemizde kendimize göre önemli saydığımız birtakım yansımaları buraya sabitlemek. Kelimeleri belli bir sıraya diziyorum ve "durun burada" diye tenbih ediyorum. Son zamanlarda onları koyduğum yerde bulamıyorum. Neden kaynaklandığı konusunda hiç kimsenin bilgisi yok. "Mahkeme kararı ile yasaklanmıştır" diye kırmızı bir yazı çıkıyor. Yahu bizim mahkemelik ne işimiz olabilir ki? Bir yerden sorunsuz bağlanıyorum, başka yerden giremiyorum. İnanın artık canım sıkılmaya başladı. Ben buradan yazıyorum, kaydedilen bilgisayar sunucuları Amerika'da. Arada dağlar, denizler var. Olacağı buydu. Kısa zamanda düzelir inşaallah. Düzelmezse bir çaresini bulmamız lazım. Neyse, ben bugün ne yazacaktım ki? Unuttum gitti. En iyisi siz de unutun gitsin. Bu yazı burada bitsin. Vesselam...

Hiç yorum yok: