23 Mart 2011 Çarşamba

Hümâm günü

Mısır topraklarında bir kez de olsa Cuma namazı kılmak nasip oldu elhamdülillah. Aslında kitap fuarı için gitmiştik ama malum karışıklıklardan dolayı fuar iptal edildi. Bunu fırsat bilip kısa zamanda başta Seyyide annelerimiz olmak üzere Kahire'deki yeraltı nüfusunun ulularını ziyaret etmek için çıktık yola. Göstericilerin arasına karışmadan önce Seyyide Nefise ve Seyyide Sekine annelerimizi ziyaret ettik. Sonra hem Cuma namazını kılmak hem de ziyaret için Atâullah İskenderî (k.s.) hazretlerinin camiine gittik.


Karafe mezarlığının bulunduğu bölgede, şehrin merkezine uzak bir noktada olduğu için cemaat fazla değildi. Mısır şartlarında ne kadar fazladır, ne kadar eksiktir bilmiyorum ama camii tıklım tıklım dolmadı, hatta arka taraflarda boşluklar vardı. Hoca hutbede gayet hararetli bir konuşma yaptı.

Mihrabın sol tarafındaki köşeye yakın duvardan türbeye giriş kapısı var. Yani türbe caminin sol ön tarafında, aynı çatı altında bulunuyor. Hoca efendi bizimle yakından ilgilendi.


Hatta Ataullah İskenderi hazretleri hakkında kameramıza izahatlarda bile bulundu. Türkiye'deki din görevlilerinin aksine Mısır'dakilerde herhangi bir çekinme veya prosedüre sığınma görmedik. Hocanın Arapça konuşmasını anlayan arkadaşlar önemli bir ayrıntıyı kaçırmadılar. Meğer bu mübareğin civarında bizim memleketten bir Allah dostu da meftunmuş. Aslen Sıvas'lı olan Kemal İbn-i Hümam (k.s.) hazretlerinin kabri caminin hemen yan tarafında imiş. Bu, tabiri caizse bizim için "kaymaklı kadayıf" oldu. Görevliye türbenin kapısı açtırıldı, İbni Hümam'ı da ziyaret ettik çok şükür. Sivas nere, Kahire nere? diye merak edenlere uzun uzun bu mübarek zâtlarla ilgili eksik malumat verirsek yanlış olur. Talip olanlar araştırır, soruşturur merakını giderir, bilgi sahibi olur, vesile olan acize dua ederlerse seviniriz. Biz sadece İbn-i Hümam'ın bu caminin haziresine defnedilmesine vesile olan hadiseyi aktarmakla yetinelim:
Kemal İbn-i Hümam hazretleri Ataullah İskenderi (k.s.)'nin kabrini ziyarete gelmiş. Burada Hud Suresini okumaya başlamış. 105 Ayet:

بِسْمِ اللَّـهِ الرَّحْمَـٰنِ الرَّحِيمِ
يَوْمَ يَأْتِ لَا تَكَلَّمُ نَفْسٌ إِلَّا بِإِذْنِهِ ۚ فَمِنْهُمْ شَقِيٌّ وَسَعِيدٌ
O gün gelince Allah'ın izni olmadan hiç kimse konuşamaz. Artık onlardan kimi şakîdir, kimi de saîddir.
(şakî: bedbaht, saîd:mutlu)



Bu ayeti okuduğunda kabirden yüksek sesle şöyle nida edildiğini işitmiş: "Ey Kemal! Bizim aramızda şakî yok" Bunu duyan İbni Hümam kendisinin nerede vefat ederse etsin buraya defnedilmesini vasiyet etmiş ve sevenleri O'nun vasiyetini yerine getirmişler.
Aradan günler geçtikten sonra bu konuyu bugün yazma nedenime gelince: 1990'lı yıllarda Sıvas Belediye Başkanı Temel Karamullaoğlu bir vesile ile Kuveyt'e gitmiş. (Vesile: Sıvas'a "Çermik" denen yerden sıcak su getirip halkın istifadesine sunmak için parasal kaynak araştırması yapmak.) Kuveyt'li bir zat "demek Kemal İbn-i Hümam'ın memleketinden geliyorsunuz" mealinde konuşarak Başkan'la ilgilenmiş. Temel Bey, o zamana kadar Sıvas'ta fazla bilinmeyen bu Allah dostunun ihmal edildiğini anlamış ve memlekete döner dönmez bu mübareğin adını taşıyan bir vakıf kurmuş. Bu bilgiyi bana dün bir arkadaşım aktardı. İnternetten baktım, vakfın kuruluş tarihi 1990 ve kurucusu Temel Karamullaoğlu. Çok güzel hizmetlere vesile olan bu vakfın internet sitesinin linki: http://www.sivasibnihumamvakfi.org İşin ilginç yanı henüz Sıvas'a Sıcak Çermik'ten su gelmedi ama bilvesile İbn-i Hümam'ın Sıvas'a manen tekrar dönüşünün üzerinden 21 yıl geçti. Bu işer böyledir dostlar, akıl sır ermez. Sebepler dünyasında neyin neye vesile olacağını biz bilemiyoruz.
Allah bu hayırlara vesile olan herkesten ve özellikle Kahire'de yatan Kemal İbn-i Hümam(k.s.)'dan razı olsun. Bizleri bu güzel yoldan, doğru yoldan, müstakim yoldan ayırmasın. Vesselam...

Hiç yorum yok: