19 Haziran 2011 Pazar

pazar faslı

Başlayalım söze "Bismillah" ile.
Bizleri sonsuz nimetleri ile her an mütenaim eyleyen Allah'a(C.C.) hamd-ü senâlar ederiz. Rabbimizin alemlere rahmet olarak gönderdiği efendimiz Muhammed Mustafa'ya (S.A.V) mahlukat adedince salât ve selâm olsun.

2007 seçimlerinden bir hafta geçtikten sonra "pazar" başlıklı bir yazı ile kendi açımızdan bir durum değerlendirmesi yapmışız. Bugün "pazar 2" yi yazalım da artık "geleneksel" hale dönüşsün seçim sonrası pazar yazıları. Geçen hafta bu vakitler seçim sonuçları belli olmuştu bile. Eskiden bir sonraki günün akşamına kadar süren sonuçların belli olması heyecanı artık gittikçe kısalıyor. Geçen pazar akşamı daha sandıklar kapanmadan biz sonucu üç aşağı beş yukarı öğrenmiştik bile. Twitter denen sosyal mecrada seçim yasakları sökmediği için doğu illerindeki insanlar kendi sandık sonuçlarını anında paylaşmaya başladı. O sırada batı illerinde hala oy kullananlar vardı herhalde. Saatler 19:00'u gösterdiğinde olayın benim açımdan hiç bir heyecanı kalmamıştı. Televizyonda "açılan sandık sayısı, geçerli oy sayısı, oyların partilere göre dağılımı.." gibi lüzumsuz bilgiler verilmiyor artık. Çünkü bir anda bütün rakamlar akıyor. Haber merkezlerine ağzım gözüm deme fırsatı bile kalmıyor.
Bu seneki seçimler ülkemiz açısından daha bir gurur kaynağı oldu. Bulunduğumuz coğrafya son bir yılda karıştı/karıştırıldı. İnsanlar sokaklara döküldü, kaos ortamları oluştu, kan döküldü... Tüm bunlar baştaki idarecilerin değişmesi içindi. Bazıları başardı, bazıları ise (Libya, Suriye) henüz bir sonuca bağlanmadı. İnsanlar perişan oldular, yaralandılar, canlarından oldular. Tam da bu olaylar devam ederken başarılı bir seçim kampanyası geçirdik çok şükür. Ülkemizi yönetmeye aday olan parti temsilcileri özgürce çıktı meydanlara. Millete vaatlerde bulundular. Sonunda da millet kararını verdi. Bütün bunlar Suriye'de kan gövdeyi götürürken oldu. Komşumuzda olanlara içimiz kan ağlarken kendi ülkemiz için sevindik. Halimize şükretmemiz boynumuzun borcu. Allah, (C.C.) İslamın batıdaki bayraktarlığını yapan milletimize, ülkemize zeval vermesin. Gök kubbemizde Ezan-ı Muhammedî'yi daim eylesin.

Milletin seçiminin analizini yapmaya gerek yok da bir iki kelime edelim haydi: Aslında sonuç nasıl çıkarsa çıksın biz "vaki olanda hayır vardır" diyecektik kuşkusuz. Gel gör ki kaç aydır olup bitenlerden, oyunlardan, tezgahlardan, planlardan, teşebbüslerden v.s. sonra öyle bir sonuç çıktı ki dost düşman herkes milletin bu sağduyusuna şapka çıkardı. Bu büyük millet her şeyin farkında. Kendisini "aptal" yerine koyanlara esaslı bir tokat daha indirdi. Ülkenin her tarafından öyle ince mesajlar geldi ki artık herkes kendi payına düşen hisseyi almıştır herhalde. Almayanlar yok olmaya mahkum oldu ve olacak. Çocukluğumdan beri "Adil Düzen" kurmaya çalışan "Milli Görüş" sahibi olduğunu iddia eden parti neredeyse bitti. Çünkü iyi niyetle çıkılan yolda yalpalama emaresi gösterdiler. Millet bir şans verdi olmadı, iki şans verdi anlamadılar, şimdi ise yüzde bir seviyesine indi. Keza Demokrat Parti'nin devamı olduğunu iddia eden parti yüzde 1'in de altında oy aldı. "Anavatan" partisi kapandı gitti. Gençler bu ismi hatırlamıyorlar bile. "Bir varmış bir yokmuş" konumuna düştüler. İnsan üzülüyor tabi. Rahmetlik Menderes, Özal ve Erbakan'ın hepimizin üzerinde belli izleri olmuştur. Onların açtığı çığırın kapanması hoş bir durum değil.

Henüz bir yaşını yeni bitiren torunumla birlikte girdim oy kullanma kabinine. Sandık kurulundan birilerinin "çocuğu bize bırakın" şeklindeki homurdanmalarını duymazlıktan geldim. Oy pusulasını güzelce serdik masanın üstüne. Bu sene pusula renklenmiş. Eskiden siyah beyazdı. Parti amblemlerinin seçemiyorduk. Yenilik bununla da sınırlı değil. "Evet" mührü artık kaşe olmuş. Kaşeyi Ensar aldı elimden. Nereye basacağımız daha baştan belli idi. Besmeleyi unutmadım ve ikimizin eli kaşeyi o yuvarlağa bastı. "Oldu da bitti maşallah" Vatana millete hayırlı olsun. Artık torunumun 2011 seçimleri ile ilgili gururla anlatacağı bir anısı var: "Ben 2011 seçimlerinde dedemin kucağında, onunla birlikte kabine girmişim. Dedem besmele çekerken ben kaşeyi basmışım" diyecek inşaallah. "Benim ilk defa oy kullandığım o seçimin sonucu dedemi ve dostlarını çok sevindirmiş. Hamd etmiş, tesbihatta bulunmuş ve sonunda da bol bol istiğfar çekmiş" diyecek. "[Hamd ve tesbihi anladık da, neden istiğfar abi?] diye soranlara dedem: [En-Nasr suresinin 3. ayeti mucibince] cevabını vermiş" diyecek. (İnşaallah)
Vesselam...
بِسْمِ اللَّـهِ الرَّحْمَـٰنِ الرَّحِيمِ
فَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ وَاسْتَغْفِرْهُ ۚ إِنَّهُ كَانَ تَوَّابًا
Rabbine hamd ederek O'nu tesbih et ve O'ndan mağfiret dile. Çünkü O, tevbeleri çok kabul edendir.
(Diyanet Vakfı Meali)

Hiç yorum yok: