17 Temmuz 2011 Pazar

yeşilvadi faslı

Yolcu'nun İstanbul'da bulunan camileri kendi penceresinden bizlere tanıtma faaliyeti devam ediyor. Bugün ziyaret ettiği camii ile ilgili bakalım neler anlatacak bizlere:


Fotoğrafta da gördüğünüz gibi bugün sıradışı bir camiye uğrattık yolumuzu. TEM Ümraniye kavşağının hemen yanında bulunan lüks bir sitenin girişine inşaa edilmiş ilginç mimarisi ile dikkati çeken bu camiye gitmeyi uzun süredir kafaya koymuştum. Bugüne nasip oldu. Gün içinde planladığım işlerimi öğle namazını burada kılacak şekilde ayarladım. Karışık yollardan geçerek tam ezan vaktinde cami girişinde olmayı başardım elhamdülillah. Konum olarak, dediğim gibi otobana yakın, Ümraniye-Tepeüstü kavşağı civarında, Çekmeköy-Şile tarafından gelirken hemen sağ tarafta. "Beşiktaş Tesislerine komşu sayılır" dersem daha iyi anlaşılacaktır. Bir tarafı yol, diğer tarafı orman olan KİPTAŞ-Yeşilvadi Konakları adlı sitenin hemen girişinde. Camii siteye girmeden sol tarafta; ismi tabelada "Yeşilvadi Camii" yazıyor.
Yeşilvadi Konakları kale kapısı gibi girişi olan, güvenlik elemanları, bariyerler ve kameralar tarafından korunan lüks bir site. "Burası bizi aşar hocam" diyerek erişilemeyen ciğer muamelesi yapalım mı bu mekana ne dersiniz? "AK Türk"lerin steril/saklı hayatlar yaşadığı erişilmez yerle ne işimiz olabilir ki? Bizim haddimize mi o kapıdan içeri girmek. Aracı park etmek için içeri girmek istesek bile bir sürü prosedürle karşılaşırsın alimallah. Beylerimiz helal yoldan kazandıkları ile kendilerine böyle güven adacıkları oluşturmuşlar. Rahatsız edilmek istemezler herhalde. Çöplerden kağıt vb toplayanlara, mahalle sütçülerine, seyyar satıcılara, bakkal-manav çıraklarına, sokak serserilerine, meczuplara, kısacası "halk"ımıza kapalı alanlar buralar. Mehmet Akif ne demiş, "Hakkıdır Hakk'a tapan milletim istiklal" "Yemek içmek hakkımız söke söke alırız" deyip kurmuşlar sitelerini. Canları sağ olsun, doğrusunu Allah (c.c.) bilir. Biz, bu konuya daha fazla takılıp toplu gıybet yapmayalım, "toplu namaz" mekanına doğru yönelenim hep beraber. "Hayyeales Salâh/Hayyealel Felâh"


Hiç böyle bir cami görmüş müydünüz? İlk izlenimim şu oldu: -sanki- Burada bir cami varmış, sonra toprağa gömülmeye başlamış, en sonunda sadece kubbesi dışarda kalmış, hatta kubbe de ikiye bölünmüş. Ya da -sanki- biri büyük biri küçük iki yarım kubbeyi vinçle getirip yan yana koymuşlar. Olmuş sana bir güzel camii. Çok ilginç bir fikir. Girişte mermer bir çeşme var, musluğu zaman ayarlı. Basıyorsunuz bir süre aktıktan sonra kendiliğinden kesiyor suyu. (teknolojik mabed) Merdivenler ve tüm giriş alanı mermer döşeli. "Kubbelerin etrafına ışıklı süs havuzu bile yapmışlar" diyelim, gerisini siz anlayın artık. (havuzcukta su yoktu, yanılıyor da olabilirim)


Burası caminin ana girişi. Kapı sensörlü, şeffaf cam. Üstte ve camlarda kufi hatla yazılmış levhalar, iki taraftaki çöp kutuları, cami hakkında billgi veren yazılar sizin de dikkatinizi çekmiştir. Daha girişten itibaren bir merak sizi içeri çekiyor adeta. Yaklaşıyorsunuz kapılar açılıyor kendiliğinden. Ayakkabılık içerde, o da mermerden.


Veee caminin içi. Şu ferahlığa bakar mısınız? Sanki sahrada beyaz bir çadırda namaz kılıyormuşunuz gibi. Aydınlık ve genişlik hissi veriyor. En ufak ayrıntıya bile dikkat edilmiş, her şey tek tek özenle seçilip yerleştirilmiş. Vakit kaybetmeden öğlenin sünnetini kılmam lazım. Sonra devam ederiz.



Ön taraftan gelen kaamet sesi ile irkildim. Bir anlık şaşkınlıktan sonra sesin kaynağını aradım. Camide öylesine bir akustik var ki ortalarda kaamet getiren kişinin sesi kubbede dönüp dolaşıyor, hiç kayba uğramadan kulaklarınıza "streo" olarak doluyor. Hoparlöre, mikrofona, ses düzenine ihtiyaç yok. İmam mihraba geçip namazı kıldırdı. Onun sesi de sanki hemen yanınızda imiş gibi berrak bir şekilde duyuluyor. Namazdan sonra hemen çıkmadım. Kısa bir süre de olsa etrafı inceledim cep telefonumun kamerası ile fotoğraflar çektim:



Caminin mihrabı böyle bir şey. Dedim ya diğer camilere hiç benzemiyor. Yükselti yok, özel bir çıkıntı yok. Altın yaldızlı bir boyası var. Kufi yazı ile "Bimillahirrahmanirrahim" yazıyor. Üstteki "Allah(c.c.)" yazısı yanlış görmedi isem, camideki kufi olmayan tek levha. Diğer camilerde standart olan "Muhammed (s.a.v.)" levhası, Dört Halife'nin ve Hasan- Hüseyin (Radıyallahü Anhüm Ecmain) levhaları bu camide yok.


Bu döner merdivenle mahfile çıkılyor. Caminin orta yerinden çıkıldığı için kadınların üst tarafa çıkması biraz zor olur gibime geliyor. Zaten üst mahfil fazla büyük değil. Gördüğünüz gibi malzeme olarak mermer ve cam kullanılmış.


Mihrabun solunda kürsü, sağında mimber var. Kürsü yer seviyesinde, vaiz bir sandalyeye oturarak vaaz edecek şekilde yerleştirilmiş. Mikrofon yok. Kitap aydınlatması için zarif bir lamba detayı unutulmamış. Mimber ise etrafı kalın camlı bir merdivenden ibaret. Alışık olduğumuz girişteki yeşil perde, üst tafta alem, alt tarafta kapılı bölme yok.


Gelelim beni en fazla etkileyen bölüme. Başınızı şöyle yukarıya, kubbeye çevirdiğinizde müthiş bir sürpriz sizi bekliyor. Yüzlerce (belki binlerce) irili ufaklı vav harfi asumanı kaplamış durumda. "Aman Allah'ım" dedim bu ne güzel bir şey. Her birinin yönü ayrı tarafa bakıyor, helezonik bir girdap sizi alıp götürüyor ötelere. Bu "vav hali" bir yerlerden tanıdık geliyor. Derununuzda bir köşede bekleyen ilk halinizin aksini kubbede boy boy görüyorsunuz sanki. Vav hali deyince bende akan sular duruyor. Blogumuzun eski şablonunda yan taraftaki favori şiirlerden biri de vav üzerine idi hatırlıyorsanız. Biz en iyisi bu şiiri bir sonraki yazımızda baş köşeye oturtalım. Ama blog mantığı gereği bu şiir altta değil üstte olacak. Artık bir daha, bir daha okursunuz, "aşkın binbir başlı vav hali"ni. Ayrıca "Vav" isimli bir yazı yazmıştım 2008 yılının 24 Mart'ında. Arşiv bölümünden bulup okursanız güzel olur.


Üst avluda sağ tarafta güzel abdesthaneler var. Her hali ile özenli bir çalışmanın ürünü olduğu belli oluyor. Abdesthaneler ile cami arasındaki büyük alanda iki adet musalla taşı var. Biz müslümanlar için bu dünyadaki son durak burası. "Musalla taşına musallat olanlar"dan bahsederdi Rahmetlik Timurtaş Hoca. Allah bize "Hüsn-ü Hâtime" nasip etsin de şu musalla taşına huzur içinde uzanalım inşaallah.


Dönüşte alt kata kısa bir göz gezdirdim. Konferans Salonu olarak dizayn edilmiş. Kapalı olduğu için giriş koridorundan ileri gidemedim. Oval koridora boydan boya Cenab-ı Allah'ın 99 ismi (Esmaül Hüsna) yazılı. Mermer üzerinde çok güzel görünüyor. Yeterli ışık olmadığı için fotoğrafını çekemedim. Ama alt katın ana girişini şereflendiren İhlas Suresinin önünde poz vermeyi unutmadım. Hem Esmaül Hüsna'yı hem İhlas Suresini bu alt kata yazarken kuşkusuz birilerine danışılıp cevaz alınmıştır ama bu yazıların caminin alt katında ve ortalık yerde olmaları beni biraz rahatsız etti. Doğrusunu Allah(c.c.) bilir. Vesselam...

8 yorum:

Adsız dedi ki...

Tek sevmediğim nokta,namaz kılanların arasında en soldaki çocuğun şortunun kamuflaj desenli olması..

Komik Oyunlar dedi ki...

güzel paylaşım olmuş. blogunuz güzel..

Adsız dedi ki...

Tek takıldığınız şey adamın şortu olmuş
kusur görmek bize düşmez unutmayın ibadeti Allaha mevlam kabul etsin inş

Renklerle Yolculuk dedi ki...

Arabada giderken camdan görüyorum bazen bu camiyi. İlginç bir tasarımı var diye düşünerek geçmiştik oradan. Fakat camide ilginçlik aranmaz benim görüşüme göre.

Olur olmaz yerlere Kur'an ayetlerinin yazılması beni de rahatsız ediyor açıkçası.

Zihni Yildiz dedi ki...

@Renklerle Yolculuk: "Camide ilginçlik aranmaz" demişsiniz de, aramaya gerek yok ki zaten ilginç bir cami burası. Gördüğümü paylaştım, o kadar. Ziyaretiniz için teşekkür ederim.

Renklerle Yolculuk dedi ki...

Yanlış anlaşıldı galiba. Ben sizi suçlamak için söylemedim. Yapanlar için söyledim. İlginç bir tasarım olması gerekmiyor, içinde ibadet edilmesi önemli bence. Zaten daha önce belirttiğim gibi bende ilk gördüğümde ilginç bir cami diye düşünmüştüm. Aslında caminin nasıl olması gerektiği o kadar önemli değildir belki de.

Zihni Yildiz dedi ki...

@Renklerle Yolculuk: ecdad eserlerinin üzerine bir türlü çıkamamanın verdiği rahatsızlık olabilir. bu tür arayışlar aşırıya gitmediği müddetçe iyi olabilir. diye düşünüyorum acizane.

AHMET ISSEVER dedi ki...

Allah(C.C.) daha neler gösterecek. Esen ve afiyette kalınız, Allah razı olsun.