30 Eylül 2011 Cuma

7. İzin

Sair cemaatlerin sohbet ve zikir meclislerine mürşidin izni ile katılmakta bir mahsur yoktur. Ehl-i Sünnet yolunun bütün dalları tek kaynaktan beslenen şadırvan muslukları gibidir. Burada dikkat edilecek husus kesinlikle kıyas yapılmayacak, katıldığı meclisten payına düşen hisse alınıp yuvaya dönülecek.
"Aşk dervişi söyletir" bazen sadr'dan satırlara dönüşen güzel kelamlar süzülebilir. Şiir şeklinde zuhur eden bu hâlin bir zararı yoktur, ama dikkat etmek gerekir. işi gücü bırakıp şiirle meşgul olmamak, gurura kapılmamak lazım. Bu yolda Maksat, "maksud" bellidir. Amaç sanat yapmak, insanları hayran bırakmak olursa yoldan sapma tehlikesi başgösterir. 
Büyüklerin sadırlarından dökülen inci tanelerine şiir denmez, "nutuk" veya "ilahî" dir onlar. Bunlarda dahi maksat kişinin irşadıdır. Mâlâyâni haramdır. Söz deyip geçmemek lazım. Allah-ü Azîmüşşan'ın kelamı ve Fahr-i Kainat Efendimiz'in (s.a.v.) hadisi şeriflerinin dışında söz ederken bir değil bin kerre düşünmek lazımdır. Zaten bu iki kelama nisbeten diğer bütün sözler lakırdı mesabesindedir. Söz söylemekten ziyade söz dinlemek en iyisidir. 
Bu yol nefse muhalefet yoludur. Emreden nefse hoş gelen şeyleri yapmaktan kaçınmalıdır. Velev ki zikrullahın adedi bile olsa. Verilen sayının haricinde esma çekmek yanlıştır. Mürşidin verdiği vird ve tesbihatın sayısına riayet etmek çok önemlidir. Kafaya estiği şekilde kaptırıp gitmek Allah korusun insanı uçurumun başına götürür. 
Bir de yola devam ederken geçmişle meşgul olmamak lazım imiş. Mazide kalan kötülüklere de iyiliklere de takılıp kalmamalı, ânı değerlendirmeye gayret sarf edilmeli imiş. Yedinci mektuptan bunları anladım. Vesselam...

Hiç yorum yok: