24 Kasım 2011 Perşembe

Kahire faslı

Bundan birkaç ay önce gittiğimiz Mısır ülkesinde ortalığın yine karıştığını, ihtilalle gelen hükümetin de istifa ettiğini haber kanallarından öğrenince tekrar o seyahatim aklıma geldi. Kısa ama dolu dolu bir yolculuktu. Bugün size İmam-ı Şafi (k.s.) hazretlerinin Kahire'de bulunan Kabr-i Şerifini ziyarete giderken yolda başımızdan geçenleri anlatacağım. Kadim Kahire'nin içler acısı halini ve perişanlığını tam manası ile tarif etmek mümkün değil aslında. Kuşkusuz Mısır'ın bir türlü huzur ve sükuna kavuşmamasının bir sürü nedeni vardır. Bu yolculuktan sonra şu kanaate vardım ki sebeplerin başında Kahire halkının İmam-ı Şafi (k.s.) hazretlerinin mübarek hatırasına olan ilgisizliği gelmektedir. Arz edeyim:
Tahrir Meydanı'nın Hüsnü Mübarek'i devirmek için hıncahınç dolduğu o son cuma günü biz şehrin başka bir köşesinde İmam-ı Şafi hazretlerinin kabrini aramakla meşguldük. Profesyonel bir tur firmasının bize tahsis ettiği şoförümüz İmam-ı Şafi'nin türbesinin yerini bilmiyordu. Nasıl olur demeyin, bilmiyordu işte. Bu bence, Giza piramitlerinin yerini bilmemesinden daha büyük bir eksiklik. Çünkü Mısır'lı Müslümanlar Şafi Mezhebi'ne mensuplar. Mezhep imamlarının kabri Kahire'de ve yerini bilmiyorlar. Hadi şoför bilemedi diyelim. Diğer insanlar da mı bilmez? Sokaktaki bir düzineye yakın insan da doğru dürüst tarif edemedi. Çoğunun tarifi hep yanlış çıktı. Şimdi anladınız mı Mısır'ın düştüğü durumun nedenini? 

 

O gün, türbe'ye giden yol üzerindeki semtin pazarıydı herhalde. Sokaklar insanlar tarafından tamamen kapatılmıştı neredeyse.


Bu yollardan vızır vızır geçtik. İnsanlara çarparım diye bir kaygısı yoktu Arap şoförümüzün. Bir de sürekli korna çalıyordu.


Sokak satıcıları, at arabaları, mobiletler, araçlar, insanlar hepsi aynı düzlemde hareket ediyor. Herkes kendisi ile meşgul. Yoğun bir uğultu ve bağırış çağırış arasında yol alırken şoför arkadaş sürekli türbeyi soruyor. Biri sağ sokağa dönmemizi söylüyor. Dönüyoruz, öbürü geldiğimiz sokağı işaret ediyor. 


Derken minubüs yavaşlıyor iyice. Benden tarafta bir satıcı şova başlıyor. Sattığı ayakkabı ile poz veriyor. "Durmuşken bir de ben sorayım şu adama" diye düşündüm. Yarı Türkçe yarı Arapça İmam-ı Şafi'nin türbesini sorar sormaz makinalı tüfek gibi konuşmaya başladı. O kadar sağ ve sol tarafı işaret etti ki Kahire sokakları içinden çıkılamaz bir labirente dönüşüverdi zihnimde. Bizim şoför de lafa karıştı. Derken satıcının yanında bir başka satıcı belirdi:


Başladılar bu ikisi tartışmaya. "Hasbünallahi ve nimel Vekil" Biri sağ tarafta olduğunu söylerken diğeri lafını kesiyor direk gitmemizi istiyor. Tam bir tiyatro. Allah'tan önümüz açıldı da kurtulduk onlardan.


Devamün aleyküm ya ahi. Dön baba dönelim mahallesine hoş geldiniz. Aaa burası bir yerden tanıdık geliyor. Gelir tabi az önce de geçmiştik.


Bir ara seyrelir gibi oluyor. Şükür çıktık pazardan derken yanıldığımızı anlıyoruz. Karşımıza yaşlı ve sakallı bir Mısır'lı çıkıyor. O da kendine göre bir tarif yapınca bizim şoför sinirlenip bağırmaya başlıyor. Etraf kalabalıklaşıyor. Kavga ha çıktı ha çıkacak durumu. O anda Arap coğrafyasında sık rastlanan bir adeti yaşlı amcanın uygulaması ile öğreniyorum: Tartışmanın en hararetli anında adam yüksek sesle "sallu ala resulüna Muhammed" diye bağırdı. Bağırış çağırış bir anda durdu ve herkes Efendimiz'e (s.a.v.) salatü selam getirdi. Sonra ortalık birden duruldu. Meğer bu adet Arap coğrafyasında sık rastlanan güzel bir tatbikat imiş. 


Yol kenarında eli cebinde bekleyen bu adama bakar mısınız. Hiç hareket etmeden öylece durmuş bir şeyler düşünüyor. Kim bilir şu anda nerededir ve ne yapıyordur bu garip Mısır'lı. Sağ taraf kalabalık inşaallah oraya dönmeyiz derken beceriksiz şoförümüz içimden geçenleri aynen uyguluyor. Giriyor kalabalığın arasına.

Öff, sıkıldık artık, bulun artık şu mübareğin türbesini de girin içeriye dediğinizi duyar gibi oluyorum. Ben de sıkıldım inanın ki. Sanki o günü tekrar yaşıyormuş gibi oldum. Girelim artık huzura değil mi? Ama sizden bir sonraki yazıyı beklemenizi isteyeceğim. Yukarıdaki karmaşanın altına İmam-ı Şafi efendimizin bahsini ve türbe resimlerini yerleştirmek istemiyorum. Vesselam...  

Hiç yorum yok: