19 Ocak 2012 Perşembe

av bahsi


I'lemu Eyyühel Ihvân,
Enne efdal'el kitâbu Kitâbullâh, ve enne efdal'el hedy-i, Hedy-ü Muhammedin Sallalâhü Tealâ Aleyhi Vesellem.
Ve şerrel umûri muhtesâtuhâ, ve külli muhdesin bid'at, ve külle bid'atin dalâlet, ve külle dalâletin fi'n nâr.

Kâle-n Nebiyyü Sallalâhu Aleyhi Vesellem: İzâ erselte kelbükel mükellim ve zekerte ve semmeyt ve kul emseke alyehi.... -ilâ ahıril hadis.- (Sadaka Resulullah, fî mâ kâl ev kemâ kâl)
Her şeyin bir usulü vardır. Matlub olan karın doyurmak değildir. Lokmanın helal olmasına dikkat etmek gerekir. Avcılık hususunda, avı vurmak kolaydır. Fakat vurulan av besmelesiz vurulursa, bu besmelesiz kesilen hayvan gibidir. Besmelesiz kesilenin hali ne olursa besmelesiz vurulanın (kuş, vesair) hali de aynıdır. Bir koyun alırken yahut götürürken besmele çekmeniz kafi değildir. Onu ne zaman kesecekseniz o zaman yatırır "Bismillâhi Allahuekber" der keserseniz o zaman makbul olur. Binaenaleyh, avcıların silah dolduruken "Bismillah" demeleri kafi değildir. Onu atacağı zaman da bismillahı çekip atması lazım. Böyle yapmadığı takdirde besmelesiz kesilen hayvanlar gibi olur. Bu Hadis-i Şerif'te Efendimiz (s.a.v) buyuruyor ki: Köpeği yolladın, işareti verdin. Köpek ama "el mükellem" yani usta köpek olması lazım. Her köpek olmaz. Her köpeğin tuttuğu değil, ustalaşmış olacak. O da, hiç olmazsa üç tecrübe geçirmesi lazım. Üç tecrübede hayvan avını yemeden getirirse bu durumdaki artık usta olmuştur. "Ve zekertü ve semmeytü" Bismillah diyorsun, hayvana avı gösteriyorsun, gidip getiriyor, artık o senin için helaldir, yiyebilirsin. Hayvan onu katletse, yani öldürse dahi onu yiyebilirsin. Hayvan usta değil, terbiyelenmemiş, daha avı getiremiyor sahibine. Bu köpeği gönderdiğiniz vakitte gitti, getirdi ama hayvan hala diri. Diri olduğu için "bismillah" deyip hayvanı kestiğiniz vakitte bunu da yiyebilirsin. Bu da senin için helaldir.
Ok attık, attığımız bu okla vurulup ölen kuşu yememiz de helaldir. Allah'ın ismini anarak yaptığımız bu avlardaki hayvanlar vurulsalar da ölseler de kesilmiş gibi olur, yemesi caizdir. Buharî'de de, Müslim'de de bu hadis müşterektir. İkinci bir hadiste "kilâbekel muallemeti" buyuruluyor. Yukardaki hadiste "mükellef" dedi, burada daha açık olarak "öğrenmiş köpek" buyuruluyor. Bu da üç defa avı getirmesi ile belli oluyor. Allah'ın (c.c.) ismini andınız, "bismillah" dedin, köpeği yolladın, onun getirdiği sana helaldir, yersin. Öldürdü ama kendi yemek için öldürdü, o zaman kendi için tutmuş demektir. Senin için tutmadı ki, yiyor. Onu sen yemezsin artık. Avcılar çok, köpekleri de çok. Hepsi birden gitti, bu köpeğin getirdiğini yeme. Çünkü kimin köpeğinin, hangi köpeğin avladığı, nasıl avladığı belli değil. 
Oku attık kuşa. Ama avı bulamadık, bugün değil de ertesi gün yahut daha ertesi gün avı bulduk. Normal bir yerde bulduk, baktık ki bizim attığımız ok üzerinde, onu yiyebiliriz. Eğer göl gibi, deniz gibi bir yerde ise yani hayvan oku yedikten sonra suya düşmüşse onu yeme. Belki suda boğulduktan sonra ölmüştür. 
Allah kusurlarımızı affetsin.
Avcılıkta en mühim olan şey gerek tazısında, gerek silahında atacağı vakitte besmeleyi unutmamaktır. Bu da insanın kendisini alıştırması ile olur. Ağzını zikrullaha, besmeleye alıştıran insan hiç bir zaman bunda gaflet etmez. Fakat bundan gafil ise attığı vakitte haberi bile olmaz. Daim gözü avdadır onun. Allah'ın ismi gelmez aklına. Onun için o caiz olmaz. Bu av hayvanları satılırken bazı insanlar özenir de alır. Bunlara dikkat etmeli. Et çok her yerde elhamdülillah. Eskisi gibi değil ki. Eskiden bulunmazmış da insanlar nafakaları için bir av ararmış. Şimdi öyle değil elhamdülillah. Onun için avcının avına tenezzül etmemeli. Kendin yapabilirsen ne âlâ. Kaldı ki kendininin yapmasına da müsade yoktur bugün. O hayvanın canını yakmaya lüzum yok. Olmasa neyse. Bunu büyüklerimiz yapmış ama gıda bulamamışlar, misafirler gelmiş. Selman-ı Farisî (r.a.) çağırmış "ey hayvanlar, misafirler geldi, gelin de sizin bir tanenizi alalım da misafirlere yedirelim" demiş. Avcılığı şeklini öyle yapmışlar. Onun için zaruret olmadıkça boşu boşuna saatlerce dolaşmamalı. Saatlerce dolaştın, iyi, idman yaparsın, ama namaz vakti geçer, ibadet vakti geçer, abdest vakti geçer. Karın içerisinde, soğuğun içerisinde, bu akıl işi değil. Ama Allah göstermesin bir kere mübtela olunca insan terkedemiyor.... 
Bir sefer, bir hac yolunda yanıma yaşlı başlı bir beyefendi düştü. "Evlat, sana bir nasihatım olsun iyi dinle" dedi. "Üç şeyi insan bırakamaz: Avcılık bir, dilencilik iki, siyaset üç. Bunların içine girdin mi, bu bataklıktan kendini kurtaramazsın" dedi.  

(Mehmet Zahit Kotku- Rahmetullahi Aleyh) 

Bir hadis sohbetindeki ses kaydından duyduğumu yazmaya çalıştım. Mânâ ve kelime eksikliği varsa bu acizdendir. Allah (c.c.) affetsin. Vesselam...

2 yorum:

gzelgrmek dedi ki...

Allah razı olsun abi ..

Adsız dedi ki...

Faydalandık. Allah razı olsun. Fatih.