22 Şubat 2012 Çarşamba

AZ bahsi

Bugün, güzel Türkçe'mizdeki "az" kelimesi hakkında hasb-i hâl edelim. Tek heceli, iki harfli muhteşem bir deryaya dalalım birlikte.
Ele avuca sığmayan, dağlar kadar ağır, ovalar kadar engin duygularımızın vefakâr taşıyıcıları olan kelimelerin her biri bir başka güzel. Sağlı sollu saldırılara rağmen dipdiri, dimdik duran güzel lisanımızın güzel kelimeleri. Bugün binlerce kelime arasından bu kısacık söz/cük bize göz kırptı. Her yönüyle "ismi ile müsemmâ" başka bir kelime var mı acaba? Şu güzelliğe bakar mısınız? "Az"dan neyi kastettiğimizi, kullandığımız kelime daha dudaklarımızdan çıkarken belli ediyoruz. "Az" derken bile "az" harf kullanıyoruz. A ve Z'den ibaret. Biraz abartı gibi gelebilir ama gerçekten ben bu derinliği düşündükçe içim bir tuhaf oluyor. Bu ne muhteşem bir uyum. Az ama "öz"ün ete kemiğe bürünmüş hali. Alfabenin ilk harfi ile son harfi. Arada kalan harfler bu ikisi arasına gizlenmiş adeta. Hepsinin adına çıkıyorlar dudaklarımızdan. Zira "az"ı ifade ederken çokluk olmaması lazım. "Çok" dedim de aklıma geldi, bu "az" kelimesi o kadar muhteşem bir yapıda ki, zıddını bile hizaya getirmiş. Kendisindeki azlık zıddına yansımış. Yukarı-Aşağı, Üst-Alt, Yeryüzü-Gökyüzü, vb. derken dikkat ederseniz, zıtlarda bir uyum var. Az-Çok ikilisindeki uyum "az"ın azlığından kaynaklanıyor. Çok'u ifade ederken bir sürü heceden oluşan bir kelime bulunsaydı "az"a  gerçekten ayıp olurdu.    
Ve "az"ın şânına uygun bitirelim yazımızı. Az ve öz konuşmak için "Öz"e müracât edelim. Vesselam..  
 قَلِيلًا مَا تَشْكُرُونَ 
Ne kadar da az şükrediyorsunuz!
(A'râf Suresi 10.Ayet. -Diyanet Vakfı Meali)

Hiç yorum yok: