20 Şubat 2012 Pazartesi

uykuluk bahsi


Şöyle geçmişe baktım da, 2008 senesinin 10 Nisan akşamı bir tokat yemiş, onu da buraya* yazmışız. Adına da "uykuluk tokadı" demişiz. Aradan geçen sürede birkaç kez uykuluk yemişliğimiz oldu. İlm-el yakîn ve ayn-el yakîn aşamalarını geçip hakk-el yakîn olduk uykulukla. Gel gör ki o yazının sonunda söz verdiğimiz, sizleri bilgilendirme görevimi unutmuşum. Demek bu güne nasipmiş. Fotoğraf arşivime baktım, son gidişimize ait bir resim de var. O halde dört sene gecikme ile bir uykuluk bahsi açalım:
"İnternetten bir araştıralım" demişiz de, İnternet serbest atış poligonuna döndü. Konuya vakıf değilseniz, sizi hiç ummadığınız noktalara götürebiliyor. Uykuluk konusunda da şöyle bir "sörç" yaptım, "gör başıma neler geldi" Kafalar hayli karışık. Kimi sarhoş kafayla yazmış, kimi bilip bilmeden desteksiz atmış! Uykuluk dediğin nihayetinde kesilen hayvanın bir parçası değil mi? Şurası veya burası olması ne fark eder? Biz Türk'ler -affedersiniz- bağırsağı temizleyip lezzetli bir tad icat etmişiz; daha ilerisi var mı? Uykuluğun, hayvanın hangi bölgesinin eti olduğunu tartışmanın ne anlamı var? 
Küçükbaş hayvanların (tercihen kuzunun) gerdanındaki lenf bezlerine verilen isim imiş uykuluk. Görüntüsü ve tadı beyaz eti andırıyor. "Kırmızı et ile beyaz et arası" dersek daha doğru olur. Sakatat türü diyorlar da, ben ben pek anlamadım. Bu işin ustaları Sütlüce'de. Akşam saatlerinden sonra yolu Haliç sahiline uğrayanların dikkatini çeker uykuluk yapan yerler. Resimde gördüğünüz usta da onlardan birisi. Olabildiğince temiz ve gözünüzün önünde hazırlıyor. Oturma yerleri de var. Ayak üstü sohbet ettik. Uykulukta nerden geldiği (menşe') çok önemli imiş. Bu işi titiz yapan güvenilir kasaplardan almak gerekiyormuş. Mevsimi varmış. Lezzetli olması için kuzu uykuluğu tercih edilmeli imiş. Hali ile temizlik de çok önemli. Onun için Belediye, akşam saatlerinde sahili kaplayan seyyar tezgahta uykuluk yapan satıcılara izin vermiyormuş artık. Araç içine tezgah açanları engellemek çok zor tabi ki.

Fotoğraf: Sofra.com (Ahmet R. Togay)
Önceki uykulukları seyyar satıcıdan yediğim için pekâlâ karşılaştırma yapabilirim. Ne yalan söyleyim, seyyardaki daha lezzetli gibi geldi bana. Bu Metin Usta'nın resmine bir yemek sitesinde rasladım. Gözüme hiç yabancı gelmedi. Belki de Metin ustadan yemişimdir önceki uykuluğu. 
Son söz: Uykuluk, tıpkı kokoreç gibi mutlaka ekmek arası yenmelidir. Yanında ayran iyi gidiyor. Vesselam...

4 yorum:

gzelgrmek dedi ki...

yeni duyuyorum :)

Adsız dedi ki...

Bir sivrisinek gözü boyunda maydanoz tohumu, toprağın zifiri karanlığına atılıyor, bir yanında çelik kadar sert bir taş parçası bir yanında nane tohumu bir yanında da semiz otu, ötede adını sanını bilmediğimiz bir sürü tohum daha. Beri yanda solucanlar, kırk ayaklı böcekler beş adım ötedeki çınarın korkunç kökleri yetmiyormuş gibi karıncalar, kurtlar, kuşlar, kaplumbağalar, hoyrat ayakları insanların. Bütün bunlar arasında sivrisinek gözü kadar maydanoz tohumu kimini öpe öpe kimini ısıra ısıra kıldan ince, kılıçtan keskin köklerini salacak. Bir yandan nane tohumuna dert anlatacak : “Hiç telaş etme senin rızkında gözüm yok.” diyecek, allem edecek kallem edecek, maydanoz yaprağına gereken yeşili, kokuyu, tadı, tuzu bulup gönderecek. Şimdi sen sen ol da bu yaratıkların en şanslısı, en yavuzu şimdi sen sen ol da kıskanma maydanozu :)

Yol ve Yolcu dedi ki...

Maydanoz tohumunun eşsiz hikayesini hatırlatan adsız kardeşime teşekkürler.
Amenna ve saddakna...

Adsız dedi ki...

Ben teşekkür ederim .