31 Ocak 2013 Perşembe

Acı Düştü Peşime


Sevgili Günlük,
Boğazımdaki düğüme bir çare bulabilseydim bu günlere dair bir şeyler karalardım.
Lakin bırak yazmayı nefes almakta bile zorlanıyorum.
Şu fotoğrafa bakıp bakıp ağlıyorum.
İbrahim Abi'nin omuzuna attığım kolum boşlukta kaldı.
Durduk yerde Sezen Aksu'dan Kavaklar'ı dinleme isteği belirdi.
Âh ki ne âh...

Kısaca çok üzgünüm sevgili günlük, çoook.
Vesselam....

18 Ocak 2013 Cuma

Zerreden Kürreye Salât-u Selâm


Ey Allah’ım,
Kur’an-ı Kerîm’in her harfi adedince ve her harf için binlerce kerre; 
Saf saf meleklerin safları adedince ve her saf için binlerce kerre; 
Zerre zerre kumlar adedince ve her zerre için binlerce kerre; 
Senin ilminin kuşattığı ve kaleminin yazdığı şeyler adedince; 
Senin hükmünün geçtiği karadaki, denizdeki ve sair yarattıkların adedince;
Vacib, câiz ve müstahîl olan, Senin kadîm ilmindeki varlıklar adedince;
Efendimiz ve Sahibimiz Muhammed’e, 
(Sallallâhu Aleyhi Vesellem)
O'nun Âli'ne ve Ashâbı'na rahmet, selâmet ve bereket ihsân eyle.

Ey Allah’ım, 
Efendimiz ve Sahibimiz Muhammed’e
(Sallallâhu Aleyhi Vesellem)
O'nun Âl ve Ashâbı'na bunun bir misli daha rahmet, selâmet ve bereket ihsân eyle.

17 Ocak 2013 Perşembe

Çapa Hastahanesinin Dış Güzelliği

Yazmaya hiç iştahım kalmadı. Bugünlerde garip bir ruh haline büründüm. Bu satırların öncesi vardı. Bir iki paragraf yazıyorum, birden ne oluyorsa "backspace" tuşu ile hepsini siliyorum. Bu kaçıncı başa dönüş, ben de unuttum. Oysa yazacak o kadar şey var ki. Olmayınca olmuyor işte. Bu sefer silmeyeceğim. Ne kadar saçmalasam da o hali ile yayınlayacağım. 
Neden yazıyorum? Belki gelecekte birileri merak eder diye. Neyi merak edecekler ki? Valla o konuyu ben bilmem. Etmezlerse de canları sağ olsun. Peki şimdi niye böyle bir isteksizlik oluştu? Çünkü zaman ırmağı baş döndürücü bir hıza ulaştı, adeta sarhoş olduk. Gündem o kadar hızlı değişiyor ki tutabilene aşk olsun. Sosyopolitik arenada adeta kan gövdeyi götürüyor. Mesela bugün gerçek alemle sanal alemin gündemi pişti oldu. Paris'te öldürülen üç kadının cenazesi ile dizide öldürülen Pargalı'nın yası aynı güne denk geldi. Ben beni bildim bileli ekranların vazgeçilmez yüzü Mehmet Ali Birand'ın beyin ölümü gerçekleşmeden Twitter ölümü gerçekleşti. Bu arada Mali adlı orta Afrika ülkesi Fransa tarafından işgal edildi. Orta Çağ'ın sömürgecilik devrinde mi yaşıyoruz, siber aleme geçiş mi yaptık, bir türlü kavrayamıyorum. 
Ülkenin ve dünyanın gündemi şöyle dursun bizim gündemimiz bambaşka. Hastalık imtihanı bu gidişle sonunda bizi tıp doktoru yapacak. Hastahanelere gide gele, gide gele bu alanın ıcığını cıcığını öğrendik. Bir sürü karışık tıbbi terim benim için artık sular seller mesabesinde. İçim dışım, sağım solum sobe.  
Çapa Hastahanesi yıkılmaya başlandı mesela. İrili ufaklı onlarca bina teker teker yıkılacak, yerlerine yenileri yapılacak. Her gidişimizde bir değişiklikle karşılaşıyoruz. Kadın ve Çocuk Hastahanesinin yerinde yeller esiyor şimdi. Hafriyat Kamyonları her birinde acı ve acıtan hatıralarımızın bulunduğu yapıların enkazı ile birlikte bizim dertlerimizi de götürür mü dersiniz? Hiç sanmam. Hasan Abi'nin Tempra arabasının dört lastiğini birden parçalayan yer kapanları da gidecek, reanimasyon servisi de, dahiliye binası da, temel bilimler de, monoblok da tarihe karışacak ama yüreğime kazınan hatıralarının izleri hiç kapanmayacak. 
Yangında ilk kurtarılacaklar listesinde esamesi okunmayan bir güzellik de yıkılacak maalesef. Bugün size onları göstereyim. Gerçi sık sık değişiyor ama ben size bugünlerdeki resimlerini göstereceğim. Çapa hastahanesinin Şehremini tarafındaki duvarının dışına kaçak göçek çizilen duvar resimlerini çektim geçen gün. Arabayı o tarafa park ettiğim için her sabah bu resimler karşılıyor beni. Graffiti deniliyormuş bu tür resimlere. Biraz protest özelliği varmış. Belki o yazılarda olumsuz sözler var ama o bizi ilgilendirmiyor. Gözlerden uzakta bu kadar güzel resimlerin yapılması takdire şayan doğrusu. Kaybolup gitmeden önce fotoğrafla bari kurtaralım istedim. 


Dediğim gibi bu resimde verilen mesaj ne, övgü mü var sövgü mü var bilmiyorum. Vebali günahı yazana.


Burası büyükçe bir demir kapı. Ecüş bücüş döktürmüş grafitici kardeş. Ne ara yazmış, nasıl yazmış anlamak mümkün değil.


Sokağın karşısında dükkanlar var. Onlara kıyak olsun diye mi, yazıları garantiye almak için mi bilinmez, o işyerlerinin isimleri yazılmış köşelere.


Bu resmin tam karşısında kuaför dükkanı var mesela.


En karmaşık ve gizemli olanlardan biri bu yazı. 


Rüyalarınıza girip sizi korkutursa şimdiden özür diliyorum. 


Bu da kasabın karşısındaki pano. 


Sokağın başına denk gelen duvara da toplumsal bir mesaj vermeyi unutmamış. 

Şimdi tüm bunları görüp bu arkadaş/lar hakkında bir karar vermek ne kadar zor değil mi? 
İn misiniz, cin misiniz? Ne yersiniz, nerede yaşarsınız, siz kimsiniz layn? Çıkın ortaya kurtarın eserlerinizi. "Körolası çöpçüler" götürecek aşkınızı. Benden söylemesi. 
Vesselam...

9 Ocak 2013 Çarşamba

Ölüm Var Ya Hu

Dediler "kış geldi"
Dedim "hoş geldi safâ geldi"
"Niye geldi" diyebilir miyiz?
Yahut "gelmesin" demeye haddimiz mi var?
Ne mümkün...
Her şey ervah-ı ezelde "takdir" edilen "kader"inin icabını yerine getiriyor. Kış ayları da bu kevn ve fesad aleminde yokolşun, bozuluşun bir numunesi olarak gürleye gürleye geldi işte. O güzelim çiçekler soldu, böcekler öldü, sinekler kayboldu, kuşlar ötmez, otlar bitmez oldu. Kainat bir nevi ölümü yaşıyor. Her şey dürüldü-büküldü kabuğuna çekildi. Gökten inişi bir başka güzel olan beyaz kar taneleri yolları kapattı. Okullar tatil edildi. Adeta hayat durdu. Bir türlü çözülemeyen İstanbul'un trafiği bile rahatladı. Dün akşam üzeri yine lapa lapa kar yağıyordu. "Haydin Kurtuluşa" davetini duyar duymaz telaşla çıktım dışarıya. Tedbiri elden bırakmış olmalıyım ki sağ ayağım sağ tarafa doğru, sol ayağım sol tarafa doğru ayrıldı. Sırtım yere geldi. "Ölmek var dönmek yok" diye devam ettim yoluma. Kıyamda ve rukuda bir sıkıntı hissetmedim. Secdeye gitmek üzere sağ dizimi bükmemle "Allah" diye inlemem bir oldu. Üç rekatı tamamlamam epey zor oldu. Kışın gelişini aynel yakin tatmış olduk anlayacağınız. Şükür sağlıklı bir sağ dizim var ki acıyor. Bu ve benzer tüm nimetleri veren Rabbime Hamd olsun. Oluş ve bozuluş dünyasında şimdilerde bozuluş evresindeyiz demek ki. İnşirah Suresi imdadımıza yetişiyor. Rabbimiz mealen "zorlukla beraber bir kolaylık vardır" buyuruyor. Kolaylık zamanına kadar sabretmek, hamd etmek, şükretmek, zikretmek lazım.
En önemlisi de ölüme hazırlıklı olmak lazım Hacı Efendi!
Gerisi laf-u güzaf.
Vesselam...



Duydun mu ecele çare bulanı
Bu fani dünyada baki kalanı
Hazırla kendine lazım olanı
Eceli bal gibi içeriz bir gün

3 Ocak 2013 Perşembe

Gönenli Mehmet Efendi Buyurdu ki

Ruh-i Pak Muhammed Mustafa ra Salavat,
İsmi Pak Muhammed Mustafa ra Salavat,
Cismi Pak Muhammed Mustafa ra Salavat,
Buyurun beraber; 
Bismillahirrahmanirrahim, 
Allahümme salli ala Seyyidina Muhammedin ve Ademe ve Nuhin ve İbrahime ve Musa ve İsa ve ma beynehum minnebiyyine vel mürselin, selavatullahi ve selamühü aleyhim ecmain.
......
Allah(C.C.) cümlemizi soğuk havalarda, kendi sobalarında, kaloriferlerinde ısınırken, kendi tencerelerini kaynatırken, darda kalanları da akıllarından geçiren, onları da düşünüp, yardım etmeye gayret edenlerden eylesin. (Amin)
Yalnız şu mübarek memleket çok kalabalıklaştı, ancak etrafımızı yakınlarımızı tanıyabilirsek tanırız, tanıyamadıklarımızı da etrafa, tanıyanlara sormalı anlamalı, anlattırmalı. Elhamdülillah Cenab-ı Hakk kimseyi bırakmıyor, bıraktırmıyor. Zaten bu havaların dehşeti sıcakların varlığı, soğukların etrafı kasıp kavurması falan, bunların hepsi Allah’ımızın bizi imtihanları. Yoksa bizden ne istiyor Cenab-ı Hakk?. Kulluk istiyor. "Allah’ım" deyin diyor.
 .....
Elhamdülillah kardeşlerim çok şükür ki, "soğuk varmış, gitmeyelim camiye" diye aklımıza bir şey gelmiyor. Yürüyebiliyorsak, yürüyoruz. Koşabiliyor muyuz, koşuyoruz, koşmak istiyoruz. Değil sizler gibi, ta nerelerden gelenler var. Evin içinde ezan okunuyor da, yerinden kalkıp namaza gitmeyen akılsızlar da var. Allah(C.C.) bizi imandan, Kur’an'dan ayırmasın. Şunu da unutmayalım ki, soğuk, sıcak, demeden Hakka koşanlar, sıkıntılı hallerde onu arayanlar, ona yakın olmaya çalışanlar için, ne buyurmuş Habib-i Hüda Muhammed Mustafa (S.A.V): “Eftali amel ahmezu hal" "amellerin en kıymetlisi zor olanıdır.” Allah-u Teâlâ cümlemizi Hakka aşk ile koşan, başkalarından da üstün olmaya çalışanlardan eyleye.
......
Yâ Rabbel Alemîn, Peygamberimiz Muhammed Mustafa'ya (S.A.V) cümlemizi bağışla. Geçmişlere rahmet, hastalara şifa. Yâ Rabb, şu yağmurlu, serin havada evceğizlerini terk ederek, "Allah" diye mübarek camiye koşan, Kur’an-ı Kerim'i hürmetle, saygıyla dinlemeye çalışan bu kardeşlerimizi Ya Rabbi, Hz. Kur’an'ı Mahşer-i Kübra'da, ellerinden tutanlardan eyle, ahir akıbetlerimizi hayr eyle. Ölülerimize rahmet, dirilerimize selamet, bu camilere gelen kıymetli hocalarımıza, anneciklerimize, ağabeylerimize, cümle bunca ihtiyarcıklarımıza, ahirete gidenlerimize de rahmet eyle.
Askerlerimize selamet, milletimize saadet, Ümmet-i Muhammed’e imdat. Dağda taşta, denizde, deryalarda vazife alan evlatlarımızı, soydaşlarımızı, oğullarımızı, kıymetli askerlerimizi, kudretinle Sen muhafaza eyle Yâ Rabbi. Amin. 
Ve selamün alel mürselin velhamdülillahi Rabbil Alemîn. El Fatiha…
(Rahmet Deryasından: S 562-566)